Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4869 E. 2023/3660 K. 05.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4869
KARAR NO : 2023/3660
KARAR TARİHİ : 05.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/504 E., 2015/472 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2014/504 Esas, 2015/472 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 62 nci maddesi gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6 ay süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.09.2020 tarihli ve 2016/96339 sayılı, bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
Sanık hakkında paraya çevirme hükümlerinin uygulanmadığına, ölenin mirasçılarının zararlarının giderildiğine ve şikayetçi olmadıklarına,İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, 07.05.2014 tarihinde akşam saat 21:40 civarında sanık …’in sevk ve idaresindeki … ile çarşı meydanından dört yol ışıklar istikametine gitmek için İstiklal Caddesi üzerinde seyir halinde iken, İstiklal Caddesinde bulunan … isimli iş yeri karşısına geldiği esnada, önünde seyir halinde olan bir aracı sollamak için diğer şeride geçtiği sırada karşı şeritten gelen, mağdur …’un kullandığı, mağdur …’nun yolcu olarak bulunduğu plakası bulunmayan motosiklete çarptığı, mağdur …’un basit tıbbi müdahale ile iyileşemeyecek nitelikte yaralandığı, motosikletin arkasında bulunan mağdur …’nun hayati tehlikesi bulunması nedeni ile sevk edildiği Bursa Uludağ Üniversitesi’nde 23.05.2014 tarihinde trafik kazasına bağlı olarak hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.

2.Olaya ilk müdahale eden emniyet görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağında, sürücü …’un kullandığı motosikletin ışık donanımının bulunmadığı, sanık … ‘in şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymadığı, şeride tecavüz ettiğinden dolayı kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunun bildirildiği, mahkememizce yapılan yargılama sırasında, dosyanın tevdi edildiği bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, sanığın olayda şeride tecavüz etmesi nedeniyle asli kusurlu olduğu, …’un ise ışık donanımı olmayan, park fren ve dönüş ışıkları noksan … kullanmak suretiyle tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, görülmüştür.

3.Ancak, sanığın önündeki araca ve bu araçtan inen yolcuya çarpmamak için şerit değiştirmek zorunda kaldığı yönündeki savunmasının bilirkişi raporunda belirlenen kusur durumu ile uygunluk göstermediği yönündeki itirazı üzerine, mobese kayıtlarından temin edilen görüntülerin dosya ile birlikte sanığın kusur durumunun tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 13/11/205 tarihli raporda, sanığın olayda asli kusurlu, mağdurun ise motosikletteki ön lambanın yanmaması nedeniyle tali kusurlu olduğunun bildirildiği, bu raporun olayın oluşumu ve özellikle kaza görüntüleri ile uyum gösterdiği anlaşılmakla karar verilmeye elverişli ve yeterli olduğu kanısına varılmıştır.

4.Olayda yaralanan … ile ölen …’nun mirasçılarının yargılama sırasında şikayetlerinden ve davaya katılma taleplerinden vazgeçtiği görülmüştür.

5. Böylelikle sanığın dikkatsizlik ve tedbirsizlikle … kullanmak suretiyle asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olduğu, sanık hakkında TCK’nın 85/2. maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, yaralanan …’un şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle sanığın eyleminin TCK’nın 85/1.maddesi uyarınca taksirli bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçunu oluşturduğu, olayın oluş şekli, kusur durumu, meydana gelen sonucun ağırlığı da gözetilerek sanık hakkında cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşıldığı, hak ve nesafet kuralları, cezanın caydırıcılığı ve ıslah edici etkisi de dikkate alınarak ceza süresinin tayin edildiği, sanığın olumlu tutum ve tavrı, pişmanlık göstermesi, geçmişte sabıkasının olmaması nedeniyle iyi hali lehine takdiri indirim sebebi sayılarak TCK’nın 62.maddesinin tatbik edildiği, sanığın olaydaki kusurunun ağırlığı, cezanın caydırıcılığı, ıslah edici etkisi ve neticenin ağırlığı sosyal adalet, hakkaniyet ilkeleri de gözetilerek verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesi gerektiği kanısına varılarak usul ve yasaya uygun bulunan aşağıdaki hüküm kurulmuştur…” Şeklindedir.

IV. GEREKÇE
Sanığın idaresindeki kamyonet ile olay tarihinde, saat 21:50 sıralarında, kaza yeri hız limitinin 30 km/s olduğu, aydınlatma olan meskun mahalde ve 7 metre genişliğindeki sollama yasağı olan (düz kesintisiz çizgi), iki yönlü yolda seyir halinde iken, karşı yönden gelen ve ölen idaresindeki motosikletin şeridine girmek suretiyle çarpıştığı, motosiklet sürücüsünün kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, motosikletin arkasında yolcu olarak bulunan …’nun ise öldüğü, sanığın tam kusurlu olduğu olayda;

1.Sanığın hızını yol durumuna uydurmaması ve sollama yasağına işaret eden kesintisiz yol şerit çizgilerine rağmen sollamaya çıkarak kazaya sebebiyet veren sanığın bilinçli taksirle hareket ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCK’nın 22/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2. Kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanan …’un ve ölenin mirasçılarının yargılama sırasında şikayetlerinden vazgeçtiği, TCK’nın 89/5. maddesi uyarınca bilinçli taksir ile nitelikli yaralama halinde eylemin şikayete tabi olmadığı, sanığın, TCK’nın 85/2. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK’nın 85/1.maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Sanık hakkında sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken uygulama maddesinin TCK’nin 53/6 maddesi yerine 50/6. maddesi olarak gösterilmesi,

4.Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği, sanığın mahkemece yargılama sırasındaki davranışları lehine değerlendirilerek TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezasında indirim yapıldığı, sanık müdafiinin lehe hüküm talebinde bulunduğu, temyiz dilekçesinde de zararı giderdiklerini, şikayetin olmadığını ve paraya çevirme hükümlerinin uygulanmamasına itirazlarının olduğu, Mahkemenin ” Sanığın olaydaki taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararların ağırlığı gibi hususlar nazara alınarak sanık hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK’nın 50/4 maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine takdiren yer olmadığına” şeklindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen, yetersiz gerekçe ile paraya çevirme hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2014/504 Esas, 2015/472 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.