Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/7938 E. 2023/1285 K. 17.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7938
KARAR NO : 2023/1285
KARAR TARİHİ : 17.04.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 05.02.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkili hakkında terör örgütüne üye olmak suçundan … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2011 tarih 2011/12 Esas 2011/100 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde ile davacının 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen karar Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.06.2012 tarih ve 2012/3149 Esas 2012/7494 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı nedeniyle kesinleşen kararın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10.05.2017 tarih ve 2016/7017 Esas 2017/3884 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı, bozma sonrası … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/431 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 08.11.2017 tarih ve 2017/244 sayılı kararıyla davacının beraatine hükmedildiği, verilen hükmün 16.11.2017 tarihinde kesinleştiği, bu suretle davacının 19.10.2010-22.10.2010 tarihleri arasında gözaltında, 22.10.2012-11.05.2017 tarihleri arasında tutuklu olarak kaldığını, haksız korum tedbiri nedeniyle 100.000 TL maddi tazminat ile 600.000 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini” talep etmiştir.

2. Davalı vekili 12.03.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davalı tarafın haklarında açmış olduğu tazminat davasının haksız ve yersiz olduğunu, sanığın tutuklanmasının üzerine atılı suçun yasada yazılı ceza miktarına göre ve tamamen kanunlar çerçevesinde yasadan kaynaklanan bir tedbir olduğunu, davacı tarafın talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu ve davanın yasal sürelerin geçmiş olması nedeni ile usulden reddine, işin esasa girilmesi halinde ise esas yönünden reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.09.2018 tarihli ve 2018/122 Esas, 2018/328 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2019/823 Esas 2019/1607 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.10.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın hak düşürücü sürede açılmadığına, tazminat isteme koşullarının oluşmadığına,hükmedine maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğuna,davanın kısmen kabul edilmiş olduğundan davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine, yargılama giderlerinin tümünden davalıdan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğuna, faiz başlangıcının hatalı olduğuna, davacı lehine hükmedine vekalet ücretini fazla olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının talebi kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi itibariyle haksız tutuklama kapsamında, davacının doğrudan zararları bilirkişi tarafında tespit edilmiş olup bu miktarın 71.159,73 TL olduğu görülmüş, bilirkişi raporun olaya uygun olması, mahkememiz denetimine açık ve gerekçeli olması nedeniyle itibar edilerek 71.159,73 TL maddi tazminat ile 355.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylemin gerçekleştiği tarih olan 19.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; maddi tazminat miktarına yönelik davalı … vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; tazminat davasına dayanak olan dava dosyasında davacının 2279 gün süreyle gözaltında, tutuklu ve hükümlü kaldığı, davacının gözaltında, tutuklu ve hükümlü kaldığı döneme ait net asgari ücret üzerinden kesinti yapılmadan hesaplama yapıldığında davacının maddi zararının 69.308,48 TL olmasına rağmen, hesap hatası yapılması suretiyle 71.159,73 TL olarak maddi tazminatın fazla belirlenmesi kanuna aykırı olup, davalı … vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle yerinde ise de; bu aykırılık yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan hükmün 1. bendinde 71.159,73 TL olarak belirlenen maddi tazminat miktarının 69.308,48 TL’ye düşürülmesi,

Manevi tazminat miktarına yönelik Cumhuriyet savcısının ve davalı … vekilinin istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında, tutuklu ve hükümlü kaldığı süre birlikte değerlendirildiğinde, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir manevi tazminat miktarının belirlenmediği, manevi tazminat miktarının güncel koşullara göre fazla miktarda tespit edildiği anlaşıldığından; Cumhuriyet savcısının ve davalı … vekilinin istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmekle manevi tazminatın yeniden değerlendirilmesi gerekmiş olup HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hükmün 2. bendinde 355.000,00 TL olarak belirlenen manevi tazminat miktarının 170.000,00 TL’ye düşürülmesi,

Vekalet ücretine yönelik davalı … vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde, 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinin 9. fıkrasına göre; (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.” hükmü gözönünde bulundurulduğunda, mahkemece maddi ve manevi tazminat miktarları toplamı üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre Ağır Ceza Mahkemesinde takip edilen işler için ödenecek miktarın üzerinde olması kanuna aykırı olup, davalı … vekilinin istinaf başvurusu bu itibarla yerinde ise de, bu aykırılığın 5271 sayılı Kanunun 303. maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte olduğu, bu nedenle istinaf yoluna başvurulan vekalet ücretine ilişkin 4 nolu bendin hükümden çıkarılarak yerine “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine ve CMK’nın 142/9. maddesi uyarınca 4.360,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak davacıya verilmesine,” bendinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyası kapsamında, davacının Hizbullah/İlim Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2011 tarih 2011/12 Esas 2011/100 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde ile davacının 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.06.2012 tarih ve 2012/3149 Esas 2012/7494 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı nedeniyle kesinleşen kararın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10.05.2017 tarih ve 2016/7017 Esas 2017/3884 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2017 tarih 2017/431 Esas 2017/244 Karar sayılı kararıyla davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 16.11.2017 tarihinde kesinleştiği, bu suretle davacının 19.10.2010 ile 22.10.2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığı 22.10.2010 ile 11.05.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, gözaltı/ tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Davalı vekilinin davanın süresinde açılmadığı, 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve 144 üncü maddeleri arasında düzenlenen tazminat istemine ilişkin hususların somut olayda gerçekleşmediğine, davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyası kapsamında, davacının terör örgütüne üye olma suçundan 19.10.2010 ile 22.10.2010 ile 22.10.2010 – 11.05.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 16.11.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla; davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminat miktarının yüksek olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış olup, davacının 19.10.2010 ile 22.10.2010 ile 22.10.2010 – 11.05.2017 tarihleri arasında 2393 gün kesintisiz gözaltı ve tutuklu kaldığı anlaşılmakla; tazminat hesabının 2279 gün esas alınarak davacı lehine eksik maddi tazminata hükmedilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.

4. Davalı vekilinin davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

5. Davalı vekilinin yargılama giderinden davalının sorumlu tutulmaması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle mahkeme masrafların davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

6. Davalı vekilinin dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının talebi de gözetilerek hükmedilen tazminat miktarlarına zarar doğum tarihi olan gözaltı tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

7. Davalı vekilinin davacı lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göz önünde bulundurularak; Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine hükmedilen avukatlık ücretinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2019/823 Esas 2019/1607 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.04.2023 tarihinde karar verildi.