Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2014/20961 E. 2014/28612 K. 27.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20961
KARAR NO : 2014/28612
KARAR TARİHİ : 27.11.2014

MAHKEMESİ : Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/03/2014
NUMARASI : 2013/1027-2014/291

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borca itiraz üzerine, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Kural olarak dava hakkı, o hakkın sahibi olan kimseye aittir. HMK’nın 71. maddesinde, dava açmaya ehil olan kişinin davasını bizzat yahut atayacağı vekil aracılığıyla ikame ve takip edeceği açıklanmıştır. Anılan hüküm uyarınca hak sahibi davayı bizzat açabileceği gibi vekil aracılığıyla da açabilir. 1136 sayılı Avukatlık Kanununu 35/1. maddesine göre, yargı yetkisini haciz bulunan organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işleme ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir.
İcra hukukunda ileri sürülen itiraz ve şikayetler adli bir işlem olup, borçlunun vekil aracılığıyla itiraz etmek istemesi halinde, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesine göre yalnız baroda yazılı avukatlar aracılığıyla bu hakkını kullanması gerekmektedir.
HMK’nın 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasının (e) bendinde; “dava takip yetkisine sahip olunması”na yer verilmiştir. Aynı Kanun’un 115/1 ve 2. maddesinde de; “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; borçlu M.. T.. tarafından avukat sıfatı bulunmayan diğer borçlu A.. K..’na Hamburg Başkonsolosluğu’nun 2481 belge nolu genel vekaletname verilmiştir. Borçlu A.. K..’nun diğer borçlu M.. T.. adına dava açma konusunda vekalet ehliyeti bulunmadığından Meltem adına icra mahkemesinde şikayette bulunma, borca ve imzaya itiraz etme yetkisi yoktur. Bu durumda, mahkemece HMK’nın 115. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle borçlu M.. T.. açısından istemin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.