YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3975
KARAR NO : 2021/9588
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/3. Kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından, üçüncü kişi …’ya, İİK’nun 89/1. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı süresinde yapmış olduğu itirazın gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülerek İİK’nun 89/4. maddesi gereğince tazminat talep edildiği, mahkemece, tazminat talebinin reddine karar verildiği ,davacının istinaf yoluna başvurması üzerine, bölge adliye mahkemesince; istinaf başvurusunun kabulü ile, davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği, kararın davalı 3. kişi tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
İİK.’nun 89/4. maddesinde; “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder” düzenlemesi yer almaktadır. Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir.
Taraflar arasındaki çekişme, davalı uhdesinde 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle, dava dışı borçlu şirketin faturadan kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin olup, ispat külfeti davacı alacaklıya aittir.
Somut olayda; dosya içeriğinden dava dışı borçlu … Organik Tarım Ür. Hay. Nak. Gıda Oto. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.nin davalı …’daki alacağının 06/04/2014 tarih 002862 sıra nolu 154.440,00 TL bedelli, 06/04/2014 tarih 002863 sıra nolu 48.026,52 TL bedelli, 22/05/2014 tarih 002815 sıra nolu 40.500,00 TL bedelli faturalara dayandığı; söz konusu faturalarla ilgili dava dışı borçlu şirket tarafından davalı …’ya davaya konu 3 adet fatura bedeli olan 242.966,52 TL’nin 3 gün içinde ödemesi hususunun Bergama 2. Noterliğinin 09/10/2015 tarih 9972 yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtar edildiği, faturalar borçlusu ve ihtarnamenin muhatabı olan davalı …’nın vekili aracılığıyla 8 günlük yasal itiraz süresi içerisinde Bergama 2. Noterliğinin 16/10/2015 tarih 10273 yevmiye nolu
cevabi ihtarnamesi ile faturalardan dolayı borçlu olunmadığı yönünde itirazda bulunulduğu, haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce davalının 8 günlük faturalara itiraz süresi içinde faturalara itiraz ettiği anlaşılmış olup, itiraza uğramış faturalara dayalı alacağın çekişmeli alacak olduğunun kabulü gerekir.
Bunun yanısıra; mahkemenin 11/04/2018 tarihli hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince 29/01/2019 tarihli , 2018/1783 Esas ve 2019/215 Karar sayılı karar ile istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar verilmesi üzerine, mahkemece dosyanın yeni esasa kaydedilerek yapılan yargılaması esnasında; tanık olarak dinlenilen borçlu şirket yetkilisinin eşi olan Altan Üreten’in davalı 3. kişiden alacaklı olduklarına dair bono ve çek suretlerini 17/04/2019 tarihinde dosyaya sunmuş olduğu ve davalı vekilince 07/05/2019 tarihinde dosyaya sunulan kambiyo senetlerinin delil olarak kabul edilmediğinden bahisle itiraz edildiği anlaşılmıştır.
HGK’nun 22/06/2021 tarih ve 2017/11-2626 E.-2021/814 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere; HMK’nın 145. maddesinin birinci cümlesinde “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler.” şeklinde yaptırıma bağlanarak davayı uzatmaya yönelik kötü niyetli davranışların önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Dolayısıyla dilekçelere eklenip sunulmamış ve daha sonra ön incelemede ek olarak bildirilen kesin süre içinde de verilmemiş delillere tahkikat içerisinde kural olarak dayanılamaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 145. maddesinde belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması hâlinde bu deliller dikkate alınmamalıdır (Pekcanıtez H./ Atalay, O./ Özekes,M.: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 3. Bası, Ankara 2015, s. 328, 332). Belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere gerek davacı gerekse davalı bakımından delil gösterme ile delil sunma ayrı kavramlar olarak ele alınmıştır. Dava ve cevap dilekçelerinde iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispatlanacağının belirtilmesi zorunluluğundan söz edildikten sonra, eldeki belgelerin dilekçelere eklenmesi, elde bulunmayan belgeler için ise nereden getirtileceği konusunda bilgi verilmesi gerektiği açıkça öngörülmüştür. Hemen belirtilmelidir ki; yasa koyucu, tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecek olmalarını emredici bir düzenlemeyle benimsedikten sonra, bunun istisnasını da HMK’nın 145. maddesinin ikinci cümlesinde; “Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” şeklinde ifade etmiş olup mahkeme, anılan istisnaya ilişkin düzenlemedeki şartlar dâhilinde sunulan delilin sonradan gösterilmesine izin verebilecektir. Sözü edilen maddede, tarafların Kanun’da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın, dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların, tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir.
O halde ; borçlunun, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, İİK.nun 89/1. maddesi kapsamında haczedilebilecek muaccel bir alacağı bulunmaması nedeniyle İİK.nun 89/4. maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasının reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kararı yerinde olup Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf talebinin bahsi geçen gerekçe ile esastan reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı 3. kişinin temyiz isteminin kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin 19/03/2021 tarih ve 2020/749 E. – 2021/779 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.