Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/7460 E. 2023/27 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7460
KARAR NO : 2023/27
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki şikayet nedeniyle yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı alacaklı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi borçlu şirket vekili isteminde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan takipte müvekkiline ait olan araçların kaydına haciz ve yakalama şerhi işlendiğini, araçların müvekkilinin maden ocaklarına işçi ve mal götüren taşıma vasıtaları olduğunu, müvekkilinin araçlarının münferiden haczinin mümkün olmadığını, yapılan haczin Kanunun 40. maddesine açık şekilde aykırı olduğu gibi müvekkilinin maden üretim faaliyetine de engel olduğunu, hacizlerin kaldırılması için İcra Müdürlüğüne yaptıkları başvurunun 25.08.2020 tarihinde haksız olarak reddedildiğini, müvekkilinin madeninin işletmesinin devamını sağlamak için dosya üzerinden inceleme yapılmasını, şikayetlerinin kabulü ile İcra Müdürlüğünün işleminin iptali ile araçlar üzerinde münferiden tatbik edilmiş olan haciz ve yakalama şerhlerinin kaldırılmasını, talebin reddi halinde duruşmalı yapılacak yargılama neticesinde şikayetlerinin kabulü ve İcra Müdürlüğünün işleminin iptali ile … ve … plakalı araçlar üzerindeki haciz ve yakalama şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı şirket vekili cevap dilekçesinde; şikayetin yasal süre içerisinde yapılmadığından usulen reddini talep ettiklerini, şikayetçi borçlu tarafça, münferiden haciz uygulandığı, 3213 sayılı yasa uyarınca
haczin mümkün olmadığı ileri sürülmüş ise de bu iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, borçlu adına kayıtlı maden ruhsatları ve işletme haczedildiğinden araçların münferiden haczedilmesinin söz konusu olmadığını, şikayet konusu araçların işletme hakkı ile bir bütünlük arz edip etmediği, madenin işletmesi için elzem olup olmadığı ve münferiden haczedilmesinin mümkün olup olmadığının ayrıca araştırılması gerektiğini, söz konusu araçların maden üretimi ile iştigal etmekte olduğunu iddia eden davacı şirket adına kayıtlı olmasının tek başına kanunun belirttiği şekilde haczi engellememekte olduğunu, bu nedenlerle şikayetin ve şikayetçi taleplerinin reddine, istem konusu araçlar üzerindeki haciz ve yakalama şerhlerinin devamına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli kararı ile münferiden araçların, doğrudan madenin çıkartılmasında kullanılmadığı anlaşılmışsa da bilirkişi raporunda, işletmenin bütünlüğü için ihtiyaç olan ulaşım ve taşıma araçları olduğu, bütün maden işletmelerinde aynı türden veya farklı türden fakat aynı amaç için zorunlu olarak kullanılan araçlar olduğu tespit edildiği görülmekle Maden Kanunu’nun 40. maddesinin 1. fıkrası gereği maden işletmesinin bütünlüğünü bozacak maden sürekliliğine ve çalışmasına engel teşkil edebilecek bütün tesis, vasıta, iş makinesi, alet ve malzemelerin münferiden haczedilmesi veya ihtiyati tedbir konulmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının şikayetinin kabulü ile takip dosyasında araçlar üzerine konulan hacizlerin ve yakalama şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin davalı alacaklı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2021 tarihli ilamında özetle; araçların işletme hakkıyla bütünlük arz ettiği bilirkişi raporuyla belirtilmiş ise de maden işletmesinin faal olup olmadığı, araçların maden işinde kullanılıp kullanılmadığı, borçlu şirkete ait başkaca araçların bulunup bulunmadığı, gerektiğinde yeniden emniyet araştırması ve tanık da dinlenmek suretiyle değerlendirme yapılarak münferiden haczedilen araçların haczinin mümkün olup olmadığı hususunda karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf talebi yerinde bulunarak istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak istemin yeniden incelenmesi ve önceki kararla bağlı kalmaksızın yeniden hüküm kurulması için dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma gönderme sebeplerine uyularak gerekli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra ilk karar doğrultusunda yeniden şikayetinin kabulü ile takip dosyasında araçlar üzerine konulan hacizlerin ve yakalama şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Daha önceki istinaf sebepleri ve cevap dilekçesindeki itirazları tekrar ederek araçların borçlu şirket adına kayıtlı olmasının haczine engel olmadığı, araçların maden işletmesinin devamı için elzem alet ve araçlardan olmadığı, raporun yalnızca 1 maden mühendisi ve 1 makine mühendisi ile hazırlandığı, raporun bu hususta değerlendirme yapabilecek uzmanlardan ve hukukçu bilirkişinin de bulunduğu bir heyetle hazırlanması gerektiği, bu rapora itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu, şikayetin yasal süre içerisinde yapılmadığından istemin usulden reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; borçlu şirketin maden işiyle uğraşıp haczedilen bu araçların bilirkişi tarafından doğrudan maden çıkartılmasında kullanılmadığını ancak işletmenin bütünlüğü için ulaşım ve taşıma araçları olduğunu beyan etmiş ise de bilirkişi raporunun yerinde olmadığı zira şikayetçi şirkete ait bu araçlar dışında binek ve yük taşımada kullanılan 5 adet daha aracın bulunduğu, bu araçlarla işletmenin faaliyetinin aksamadan yerine getirilebileceği, araçlardan … plakalı aracın K2 türü yetki belgesinin olduğu, diğer aracın ise yetki belgesinin olmadığı, araçların muhafaza altına alındıktan sonra kolluk makamlarınca yapılan tespitte işletmenin faaliyetine aralıksız devam ettiğinin tespit edildiği, aslolanın alacaklının alacağına kavuşması olup araçların münferiden haczedilmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Ruhsat sahalarında yapılan faaliyetlerde kullanılan araçların Genel Müdürlüğe bildirilmesi yükümlülüğü barındıran bir düzenlemenin bulunmadığı, maden işletmesinin bütünlüğünü bozacak, maden sürekliliğine ve çalışmasına engel teşkil edebilecek bütün tesis, vasıta, iş makinesi, alet ve malzemelerin haczedilmesi veya ihtiyati tedbir konulması işleminin hukuka uygun olmadığı, maden üretim faaliyetinin çalışanların ve ihtiyaç duyulan diğer tüm malzemelerin sahaya taşınması yoluyla mümkün olabileceği, Maden Kanunu ve dosya içerindeki deliller göz önüne alınarak, olaydaki adaletsizliğin giderilmesi gerektiği ve bunlara ilişkin yapılan tespitin eksik olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra memur muamelesini şikayet istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, …
2. 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 40. maddesi ; ” Madenin işletilmesinde gerekli olan kuyular, ocaklar ve galeriler ile makineler, binalar, yer altında ve yer üstünde kullanılan her türlü nakil vasıtaları madenin çıkarılması, temizlenmesi, izabesi gibi cevherin kıymetlendirilmesine yarayan alet ve tesisler ve bir senelik işletme malzemesinin üzerine münferiden haciz veya ihtiyati tedbir konulamaz. Ancak işletme hakkı ile bir bütün teşkil eden 1 inci fıkrada yazılı tesis, vasıta, alet ve malzemenin tamamı veya çıkarılmış cevherlerle bu cevherlerin bakiyeleri ve cürufu üzerine haciz ve ihtiyati tedbir konulabilir.
Üçüncü şahsın rehin hakları saklıdır.
Bir madenin tamamının icra yolu ile satışı 43 üncü maddede yazılı usule tabidir. ”

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu şirket vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.