Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/3063 E. 2024/747 K. 24.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3063
KARAR NO : 2024/747
KARAR TARİHİ : 24.01.2024

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, üçüncü kişinin İİK’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece, haciz mahallinde borçlu şirket ismi ve tabelasının bulunması, borçlu ve 3.kişinin aynı iş kolunda faaliyet göstermeleri nedeniyle, mülkiyet karinesinin alacaklı lehine olduğu, borçlu ile 3.kişi arasında …. Noterliğinin 27/05/2020 tarih, 11073 nolu işletme devri sözleşmesi yapıldığı ve davacı 3.kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı 3.kişi vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, haciz adresinin borçlu şirketin şube adresi olması, 27/05/2020 tarihli işletme devri sözleşmesindeki bedelin devir tarihi dikkate alındığında hayatın olağan akışı ve günümüz ekonomik koşullarına göre çok düşük olması, devir bedeline ilişkin sunulan faturanın ödemeyi ispata elverişli olmadığı gibi, fatura bedelinin borçlu şirkete ödenmesine ilişkin yazılı ve yasal bir ödeme belgesi sunulmadığı, sadece yılı belli olmayan 24 Mart tarihli bir ajanda fotokopisi sunulması ve bunda da ödemenin büyük bir kısmının elden yapıldığının belirtilmesi karşısında taraflar arasındaki ilişkinin ticari işletme devrinin alacaklıdan mal kaçırmak amacı ile muvazaalı yapıldığı, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı 3.kişi ile borçlu arasında danışıklı işlemler yapıldığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İİK’nin 97/13. maddesinde ise; “İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.”

düzenlemesi yer almaktadır. Buradaki tazminat, esasen alacaklı lehine getirilmiş bir gecikme tazminatı olarak nitelendirilmelidir. Alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin ya da satışın ertelenmesi kararının da bulunması gerekir.
Somut olayda Mahkemece, 11.12.2020 tarihli tensip tutanağında, “Davacı tarafın tedbir talebinin kısmen kabulü ile, takip konusu alacağın %20’si oranında teminatın davacı tarafça icra dosyasına yatırıldığı takdirde hacze konu malların satışının DURDURULMASINA, bu hususta icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,” şeklinde karar verilmiş,Mahkemece 18.12.2020 tarihinde ise; … 21. İcra Müdürlüğünün 2020/9862 Esas sayılı dosyasındaki alacağın tüm ferileri ile birlikte icra dosyasına depo edilmesi halinde depo edilen miktarın alacaklı tarafa ödenmemek üzere bu aşamada tedbir talebinin kabulü ile icra takibinin DURDURULMASINA karar verilmiş olup; karar gereğince işlem yapılması istenmiştir. Ne var ki, davacı tarafından teminat yatırılmamıştır. Bu durumda, teminat yatırılmadığından takibin durmadığı, takibin devamının mümkün olduğu kaldı ki UYAP sisteminden yapılan kontrolde 7.4.2021 tarihinde alacaklı vekilinin satış talebinin kabulüne karar verildiği, takibin fiilen durmadığı bu haliyle tazminata ilişkin koşulların oluşmadığı dikkate alınmadan, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ :
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Davacı 3.kişi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “Takibin verilen tedbir kararınca durdurulduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20’si oranındaki 57.932,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalı Albaraka Türk A.Ş.’ye verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Koşulları oluşmadığından tazminat talebinin reddine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, istek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.