YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1005
KARAR NO : 2012/3616
KARAR TARİHİ : 20.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yüklenen hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı bakımından,sanıkların sorgularının yapıldığı 28.09.2005 tarihli talimat mahkemesi ile Cumhuriyet Savcısının esasa ilişkin görüşünü bildirdiği ve hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı son oturumda, sanıklara 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi uyarınca zorunlu savunman hazır bulundurulması gerekirken, sanıkların savunmanları hazır bulundurulmadan karar verilerek, aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
2-Sanıkların suç tarihinde belirlenemeyen bir vakitte yakınana ait işyerinin kapısındaki sağlam ve dayanıklı asma kilidi kırarak gerçekleştirdikleri hırsızlık eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
3-Sanıkların yakınana karşı işledikleri hırsızlık suçunu kabul etmemesi, yakınanın işyerini 22.03.2004 günü saat 02:00 sıralarında kapattığını, aynı gün saat 06:15 sıralarında ise işyerine geldiğinde hırsızlık olduğunu tesbit ettiğini söylemesi ve olay tarihinde de güneşin 05:5l’de doğduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle 5237 sayılı TCK’nın 6/1-e maddesine uygun olarak, eylemin gece ya da gündüz gerçekleştiği belirlenerek, sonucuna göre TCK’nın 143. maddesinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
4-Sanıkların eyleminin hırsızlık suçunun yanında, 5237 sayılı TCK’nın 116/2, 119/1-c ve 151/1. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, karşılaştırılmanın buna göre yapılarak lehe kanunun tespit edilmemesi,
5-Sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 7/3. maddesi dikkate alınmadan 58. madde ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
6-Denetim süresinin belirlenmesinin infaza yönelik bir işlem olduğu gözetilerek, 5237 sayılı Kanunun 58/6-7 maddesi gereğince mükerrer olduğu kabul edilen Sanık … hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi yerine, 5275 sayılı Kanunun 108/4. maddesine dayanılarak denetimli serbestlik süresinin belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.