Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/17677 E. 2012/22704 K. 01.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17677
KARAR NO : 2012/22704
KARAR TARİHİ : 01.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıklardan …’ün suç tarihinden önce kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunmamakta ise de, 5237 sayılı Yasa’nın 168/1-4. ve 39. maddelerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmemesine rağmen, bu maddeler ile uygulama yapılması suretiyle cezanın 2 yılın altında belirlenmesi karşısında; sanığın sabit kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla; sanık …’ın ise önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Sanıkların beyanlarına göre rızai bir iadenin bulunmadığının anlaşılması karşısında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması ve sanık …’ün savunmalarında, suça gözcülük yaparak katıldığını kabul ettiğinin anlaşılması karşısında koşulları oluşmamasına rağmen sanığın cezasından 5237 sayılı TCK’nın 39/1 maddesince indirim yapılması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Birlikte suç işleyen sanıklara neden oldukları yargılama giderlerinin 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca ayrı ayrı yükletilmesi yerine müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin kısmından “”müteselsilen” ibaresi çıkartılarak, yerine ‘‘ayrı ayrı’’ ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.