YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5131
KARAR NO : 2012/3182
KARAR TARİHİ : 15.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yasa yoluna başvuru konusunda, kararda yasa yolunun ve yönteminin gösterilmediği, T.C. Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nun 34/2 ve 232/6.maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak gerekli açıklama ve uyarıların bulunmadığından, hükümlü … 31.03.2008 tarihli yazılı emir yoluna başvurma dilekçesi içerik itibariyle süresinde verilmiş temyiz dilekçesi kabul edilerek yapılan incelemede,
Hükümlünün, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmıştır.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerini olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve 5237 sayılı TCK’nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nun 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, olay tarihinde müştekinin evine kapıyı omuzlamak suretiyle kırarak girip, içerden televizyon alan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 142/1-b. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu ile şikayet bulunması nedeniyle aynı Yasanın 116/1 ve 151/1 maddelerine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi,
2- Konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları açısından 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- 5237 sayılı TCK’nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237
sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu; Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi,olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle,daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak,yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden,bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorum getirilerek cezadan indirim yapılması,
4- Önceki ve sonraki yürürlüğe giren yasalarda lehe olanın uygulanıp sanık yararına olabilecek cezanın belirlenebilmesi için 5252 sayılı Yasanın 9/1. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak “duruşma açılarak” yargılamanın sonucuna göre ve lehe olan kanun ilgili hükümleri uygulanmak suretiyle hükum kurulması gerekirken evrak üzerinden karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü …’nın temyiz itirazı bu bakından yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğname gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen kararlarda kazanılmış hak olamayacağının gözetilmesine, 15.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.