YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20551
KARAR NO : 2013/39167
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Denizden çıkmalarını müteakip sahilde duran çantanın hırsızlandığını fark eden mağdurlara, olay yerinde bulunan bir şahsın çantayı alan kişinin dış görünümünü ve kıyafetini tarif etmesi üzerine mağdurların durumu güvenlik görevlilerine bildirdikten sonra çevrede sanığı aramaya başladıkları ve mağdurların kovuşturma aşamasında alınan açık anlatımlarına göre, çantanın alındığı yerden görülemeyecek bir yerde, ağaç altında çantayı karıştırmakta olan sanığı görerek suça konu eşya ile birlikte yakaladıkları somut olayda; sanığın suça konu eşya üzerinde mağdurların tasarruf yetkilerinin kullanılması olanağını ortadan kaldıracak ölçüde hakimiyet sağlaması dolayısıyla, hırsızlık suçunun tamamlandığının kabulü ile uygulama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığından; tebliğnamede yer alan (3) numaralı bozma istemli düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun, suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suça sürüklenen çocuğun tutuklulukta geçirdiği sürenin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/2-d maddesine muhalefet edilmesi,
2-Sahilde bulunan ve içerisinde denize giren mağdurlara ait para ve eşyanın bulunduğu çantanın hırsızlanması eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesine uyduğu gözetilmeden, aynı Yasa’nın 142/1-e maddesi ile uygulama yapılması,
3-Suça sürüklenen çocuğun, hırsızlığa konu çanta içerisinde farklı kişilere ait para ve eşya bulunduğunu bilerek hareket ettiğine dair delil bulunmadığının anlaşılması karşısında; eylemin tek bir hırsızlık suçunu oluşturacağı düşünülmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
4-Suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda yer alan suça sürüklenen çocuk hakkında, gerekçesi de belirtilmeksizin sosyal inceleme raporu aldırılmaması suretiyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/3. maddesine muhalefet edilmesi,
5-Mahkemece 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, baroya yazı yazılarak suça sürüklenen çocuğun savunmasını yapmak üzere zorunlu müdafii görevlendirilmesi nedeniyle, müdafiiye ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden düzenli mali geliri bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırı davranılması,
Kabule göre de;
6-İddianamede 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçundan bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilen suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e maddesinde düzenlenen hırsızlık suçundan, 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı da tanınmaksızın üç kez cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
7-5237 sayılı TCK’da cezaların toplanmasına ilişkin bir düzenlenme bulunmadığı, 5275 sayılı Kanun’un 99/1. maddesi gereğince hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu ve varlıklarını ayrı ayrı koruyacağı gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan hapis cezalarının toplanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.