YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1589
KARAR NO : 2006/6015
KARAR TARİHİ : 17.04.2006
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki borç miktarı tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı bankadan almış olduğu kredi kartlarına ilişkin borcunu ödeyemediğini, 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinden yararlanmak için davalı bankaya başvuruda bulunmuşsa da borcunun hesaplanarak tarafına bildirilmediğini ileri sürerek, anılan yasaya göre borcun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının, gönderilen ödeme planlarını almaktan imtina ettiğini, alacağın tahsili için başlatılan takip üzerine İcra Tetkik Merciinde açmış olduğu aynı konuya ilişkin davanın kısmen kabul edilerek kesinleştiğini, bu nedenle olayda kesin hüküm bulunduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, aynı konuya ilişkin olarak verilmiş olan İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibi üzerine davacının, borcun 4822 sayılı yasaya göre belirlenmesi için açmış olduğu … 6.İcra Tetkik Merciinin 2004/20 E. sayılı şikayet niteliğindeki dava sonunda takibin 8.838.719.774 TL üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm 12.Hukuk Dairesince onanarak 8.7.2004 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemece anılan kesinleşmiş karar gereğince davanın kesin hükümden reddine karar verilmişse de, sınırlı yetkili bir mahkeme olan İcra Tetkik Merciinin takip hukukuna ilişkin kararları, sadece takip hukuku bakımından geçerli olup, mahkemelerde açılan davalarda maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmezler. O halde davacının şikayeti üzerine, takip konusu alacağın İcra Tetkik Merciinde hesaplanmış olması, davacı tarafından genel mahkemede açılan bu davanın görülmesine engel değildir.
Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, işin esasına girilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun geçici 4. maddesinde, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle kendisine dönem sonu borcunu ödemesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış ya da 31.01.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçlularının altmış … içerisinde kredi veren kuruluşa yasada öngörüldüğü şekilde müracaat ederek borçlarını taksitle ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde düzenlenecek ödeme planını imzalamaları ve ilk taksidi peşin ödemeleri şartıyla son dönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık %18 faiz oranı üzerinden hesaplanacak borç tutarını icra takip dava masraf ve harçları vekalet ücreti ile birlikte onsekiz eşit taksitte ödeme hakkına sahip olacağı düzenlenmiştir.
Daha önce yine kredi kartı borçları ile ilgili olarak, 4077 sayılı yasaya 4822 sayılı yasa ile eklenen geçici 2. maddeden faydalananların, 5464 sayılı yasanın geçici 4. maddesinden faydalanamayacağına dair, bu yasada bir hüküm ve düzenleme bulunmamaktadır. O nedenle 4822 sayılı yasa ile getirilen geçici 2. madde kapsamında kalsa dahi, henüz borç tamamen ödenerek kapanmayan veya yargılaması devam eden kredi kartı borçları hakkında da 5464 sayılı yasanın geçici 4. maddesinin şartları varsa uygulanmasının kabulü gerekir. Kredi kartı borçlusu olan davacının bu yasadan faydalanması, yasanın yayımlandığı tarihten itibaren 60 günlük süre içinde kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak müracaatına bağlı tutulmuştur. Bu durumda mahkemece kredi kartı borçlusunun yasada öngörülen sürede bankaya veya avukatına bir müracaatı olup olmadığı, davacı ve davalı bankadan sorulup araştırılarak, şayet başvurusu var ise bu yasanın geçici 4. maddesine göre borcun belirlenip sonucuna uygun karar verilmesi için hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 17.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.