YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3247
KARAR NO : 2006/6873
KARAR TARİHİ : 01.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, murislerine ait olan traktörün, davalılar tarafından evlerinin bahçesinden götürüldüğünü, traktörü kullanamamaları nedeniyle günlüğü 5.000.000 TL’dan zarara uğradıklarını ileri sürerek, 600.000.000 TL maddi, 450.000.000 TL da manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davacıların murisinin, … ’ın ortağı olduğu … Lİmited Şirketine olan borcuna karşılık traktörü kendilerine verdiğini, traktörün bankaya rehinli olması nedeniyle satış işleminin yapılamadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalılar hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde açılan davada suçun sübut bulmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların, murislerine ait olan aracın, davalılar tarafından evlerinin önünden götürüldüğü konusundaki şikayetleri üzerine, davalılar hakkında ihkakı hak suçundan Saruhanlı Sulh Ceza Mahkemesinde açılan dava sonunda, traktörün müştekilerin babası olan muris … Güçlüer tarafından 1998 yılında borcuna karşılık sanıklara rızaen verildiği gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiş olup, mahkemece, suçun subut bulmadığına ilişkin kesinleşen bu karar nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Borçlar Kanununun 53. maddesi gereğince, hukuk hakimi, ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinden verilen beraat kararı ile de bağlı değilse de, ceza mahkemesinin kesinleşmiş bulunan kararında sabit saydığı olayların hukuk hakimini bağlayacağı kökleşmiş Yargıtay
içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Dava konusu olayda Sulh Ceza Mahkemesinde kesinleşen maddi olay, dava konusu traktörün davacıların murisi tarafından borcuna karşılık davalılara rızaen verildiği, başka bir ifade ile davacıların murisi ile davalılar arasında akdi ilişkinin varlığıdır. Davacılar, trafik kaydında murisleri adına tescilli bulunan aracın davalıların elinde bulunması nedeniyle bu davayı açmışlardır. Davacıların murisleri ile davalılar arasında akdi ilişkinin varlığı, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit ise de, Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesi gereğince trafikte tescilli bulunan araçların satışının resmi şekilde yapılması zorunlu olup, davacıların murisi ile davalılar arasında yapılan harici satış sözleşmesi, resmi biçimde düzenlenmediğinden geçersizdir. Geçersiz sözleşme ile taraflar aldıklarını aynı anda ve karşılıklı olarak sebebsiz iktisap kurallarına göre birbirlerine iade ile yükümlüdürler. O halde mahkemece, anılan ceza mahkemesi kararında kesinleşen maddi olguda gözetilerek davacıların davadan önce traktörün iadesi için davalılar temerrüde düşürüp düşürmediği saptanmalı, tümerrüde düşürülmüşse bu tarihten itibaren davacının traktörü kullanamamaktan dolayı tazminat talep edebileceği gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.