Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/2270 E. 2007/8126 K. 07.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2270
KARAR NO : 2007/8126
KARAR TARİHİ : 07.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki vekalet ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 14.6.2001 tarihinde imzalanan sözleşme ile davalının, Emlak Bankası aleyhine açılacak dava ve takipler ile uyuşmazlığın giderilmesi için kendisine vekaletname verdiğini, vekalet ücretinin toplam 250.000 dolar olarak kararlaştırıldığını, bunun 75.000 dolarının sözleşme tarihinde peşin olarak ve ayrıca 12 ay boyunca her ay 3.000 dolar olarak bakiye 139.000 doların ise ihtilafın hukuken ve kesin olarak bitirilmesi halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının verdiği talimatlar çerçevesinde çeşitli davalar açtığını, davalı aleyhine işleyen sürecin yargı kararları ile durmasını sağladığını, davalının peşin 75.000 dolar ile aylık 3.000 dolarlık ödemeleri yaptığı halde davalının geçerli bir neden olmadan davalardan el çekmesini istediğini, bakiye ücretini ödemediğini, Avukatlık Yasasının 164/son maddesi gereği ücrete hak kazandığını ileri sürerek 139.000 dolar vekalet ücreti alacağının faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının görevini ifa ederken gerekli özeni göstermediğini, kusur ve ihmali sonucu haklarının zayi olması sonucunu doğuracak eylemlerde bulunduğunu, davacının İstanbul 9.Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu davanın tahkimde görülmesi gerektiğinden bahisle reddedilmesi üzerine, henüz
2007/2270-8126
gerekçeli karar dahi yazılmadan, kendilerine bu konuda bilgi vermeden kararı süre tutum dilekçesi ile temyiz ettiğini öğrendiklerini, oysa kendilerinin tahkimi kabul etme niyetinde olduklarını, bu temyiz sonucu ihtilafın tahkimde görülmesi imkanının aylarca gecikmesine neden olabileceğini, davacının 1,5 yıl boyunca yaptığı hukuki yardımlardan hiç birinde şirket lehine bir sonuç alınamadığı, şimdiye kadar yaptığı hizmetin karşılığını fazlasıyla almış olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacı avukatın İstanbul 9. Ticaret Mahkemesinde görülen 2001/1579 esas sayılı dava sonunda verilen görevsizlik kararı yönünden davalıyı bilgilendirmeden, bu hükme ilişkin gerekçeli kararın yazılmasını beklemeden ve temyize gitmek için davalıya karar verme imkanı tanımadan, hiçbir zorunluluk olmadığı halde 24.9.2002 tarihinde tehiri icra ve duruşma istemli temyiz ettiği, davalıya karşı kanun yolları hakkında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve özenle iş yapma yükümlülüğünü ihlal ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalının azli haklı bulunarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı avukat ile davalı şirket arasında, davalının dava dışı Emlak Bankası ile olan hukuki ihtilaflarının çözümlenmesini temin için 250.000 dolar vekalet ücreti karşılığında davacı avukata vekaletname verildiği, tarafların bu konuda gerekli bilgi alış verişlerinde bulunarak sorunun sulhen çözümlenemeyeceğinin anlaşılmasına üzerine davalının talimatı ve yazılı onayı üzerine dava açılması yoluna gidildiği, davalının vekalet ücreti olarak 75.000 dolar peşin ödeme ile 12 ay boyunca aylık 3.000 dolarlık ödemeleri yaptığı, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 2001/1579 esas sayılı davasında 23.9.2002 tarihli celsede davalı aleyhine davanın tahkimde görülmesi gerektiğinden bahisle reddedilmesi üzerine davacı avukat tarafından 24.9.2002 tarihinde süre tutum dilekçesi ile temyiz edildiği, davalının 18.10.2002 tarihli yazısı ile de davacı avukat ile bundan sonra çalışmayacaklarını bildirdiği konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Çözümlenmesi gereken sorun davalının davacıyı haklı olarak azledip azletmediği konusundadır. Davalı, Ticaret Mahkemesinde görülen dava sonunda verilen görevsizlik kararının kendilerine bilgi verilmeden alelacele temyiz edilmesi nedeniyle zaman kaybından doğan zarara uğrayacaklarını ileri sürmüş, mahkemece de bu hususta davacı avukat tarafından davalı müvekkile karar sonucu ve kanun yolları hakkında bilgi vermeden, davalıya temyiz etme konusundaki iradesini açıklamaya imkan tanımadan hiç gereği yokken temyiz etmesinin kusurlu sayılacağı gerekçesiyle azlın haklı olduğu kabul
2007/2270-8126
edilmiştir. Oysa bir kararın temyiz edilmesi her halükarda temyiz eden taraf aleyhine sonuç doğurmaz. Davacı, başlangıçta dava ile ilgili tüm bilgileri vererek davalıdan dava açılması konusunda talimat beklemiş aldığı talimat gereği de davayı açmıştır. Asıl olan müvekkilin açılmasına izin verdiği bir davanın sonuna kadar takip edilmesidir. Davalının açılmasına izin verdiği bir davanın aleyhine sonuçlanması halinde temyiz edilmesine de rızası olduğunun kabulü gerekir. Böyle bir durumda avukatın, kararı temyiz etmemesi halinde sorumluluğu doğar. Somut olayda ise davacı avukat henüz gerekçeli karar yazılmadan ve temyiz süresi başlamadan kararı, süre tutum dilekçesi ile temyiz etmiş olup, davalının her zaman bizzat veya vekili eliyle bir dilekçe yazmak suretiyle temyizden vazgeçme imkanı bulunduğundan davacı avukatın kendilerine sormadan kararı temyiz etmesi nedeniyle bir zarara uğrama ihtimali bulunduğunun veya davacı avukatın özen borcuna aykırı davrandığının kabulü mümkün değildir.
Öyle olunca davalının, davacı avukatı haksız olarak azlettiğinin kabulü gerekir. Avukatlık Yasasının 164/son maddesi gereğince haksız azil halinde bakiye ücrete hak kazanan avukatın açtığı davanın kabulüne karar vermek gerekirken delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 7.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.