YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/525
KARAR NO : 2007/5957
KARAR TARİHİ : 01.05.2007
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekiller avukatı …. vekili avukat … … ile davalı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 6.12.1996 tarihinden bu yana …-… kiracı olarak bulunduğunu, davalı ile aralarındaki sözleşmenin 7.maddesinde 1996 yılı irtifak bedelinin 2.526.000.000 TL olarak belirlendiğini ve her üç yılda bir davalı idarece günün raicine göre bu bedelin yeniden belirleneceğinin kararlaştırıldığını anılan taşınmaz yönünden dava dışı Turizm Bakanlığı tarafından turizmi teşvik belgesi verilip, 609.944.000.000 TL yatırım yapmasının öngörüldüğünü ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde 2000 yılı için 2.578.515.000 TL kira ödemesinin bildirildiğini, buna rağmen davalının KDV hariç aynı yıl için 18.265.000.000 TL istediğini, tahliye baskısı altında istenen parayı ödediğini, aslında 2006 yılında belirlenen bedelin avans niteliğinde olduğunu ve yatırım bedelinin kesinleşmesi şartına bağlı tutulduğunu ileri sürerek mevzuat ve aralarındaki akti ilişki çerçevesinde tesislerin kirasının tespitine, muarazanın giderilmesine ve fazladan ödenen 49.013.154.000 TL’nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin kira bedelini düzenleyen 7/a maddesine göre yatırım projesi onaylanana kadar başlangıçta belirtilen ve aynı maddeye göre yeniden değerleme oranına göre artılalarak davalı tarafça tespit edilen irtifak hakkı bedelinin geçerli olduğuna, yatırım 2000 yılında
onaylandığından 2000 yılı irtifak hakkı bedeli esas alınarak önceki yıllara ilişkin iadeye ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda
“davanın kısmen kabulüne” şeklinde hüküm kurulduktan sonra yazılan gerekçeli kararda her ne kadar kısa kararda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de sözleşmeye göre davacının her yıl kira parasının artırılıp artırılmayacağını istemekte hukuki yararı bulunduğu bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verildiği ancak bunun davacının davasının kabulü anlamı taşımadığı ve bu hususun kısa karara çelişki niteliğinde olmadığı belirtilmek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu gibi, gerekçeli kararın dördüncü sayfasının son bendinde “bir taraftan davacının dava dilekçesinde hangi yıl kirasının tespitini istediğini belirtmediği ancak ibraz ettiği yazılardan bu yılın (2000 yılı) kirasının tesipitinin istendiği anlaşılmaktadır” denildikten sonra diğer taraftan bu kez aynı kararın beşinci sayfasının üçüncü bendinde yine “davacının hangi yıl kirasının tespitini istediği anlaşılmadığından ve istemini hesaplama yöntemine yönelik olduğu anlaşılmakla yıllar itibariyle kira tespiti yapılmadığı” belitilmek suretiyle gerekçeli kararın kendisi içerisinde de çelişkili ifadelere yer verilmiştir. Oysa ki HUMK 388 ve devamı maddeleri hükmünce mahkeme kararında taraflara verilen görev ve haklar şüphe ve tereddüt gerektirmeyecek şekilde açıklanmak zorunda oduğu gibi kararda birbirleriyle çelişki içeren ifadelerden de kaçınılmak zorunluluğu vardır. Aksine davranış, adalete olan güveni de sarsar. Mahkemece, önceki kararla bağlı kalınmaksızın, az yukarıda açıklanan ilke ve esasalara uyulmadığı gibi 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına da aykırı davranılmak suretiyle kısa karara aykırı düşecek şekilde gerekçeli kararda ifadelere yer verilerek çelişki oluşturulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle mahkeme kararının BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 500 YTL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlenine ödenmesine, 1.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.w