Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/11972 E. 2008/15798 K. 29.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11972
KARAR NO : 2008/15798
KARAR TARİHİ : 29.12.2008

… vs. vekili avukat … ile … Madencilik A.Ş. vekili avukat … aralarındaki dava hakkında Tavşanlı 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 25.9.2007 … ve 20-271 sayılı hükmün Dairemizin 22.5.2008 tarih ve 2007/16160-2008/7056 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraflar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

K A R A R

Davacılar, murisleri ile davalı şirket arasında 20.8.1996 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, bu sözleşme ile murise ait tarla üzerinde davalı şirketin, 31.12.1996 tarihine kadar başta kömür çıkartma ve hafriyat faaliyetleri olmak üzere, istediği şekilde kullanım hakkını elde ettiğini, davalının sözleşme ile kararlaştırılan 450,00 YTL kullanım bedelini ödediği, ancak davalı şirketin sözleşme gereğince kendilerine ait tarlayı en geç 20.1.1997 tarihine kadar tesviye edip teslim etmesi gerekirken, teslim etmediğini, 2.12.2005 tarihinde yapılan tespitte de tesviyenin yapılmadığının tespit edildiğini, bu durumda sözleşmenin 5. maddesine göre 20.1.1997 tarihinde teslimin yapılmaması nedeniyle davalının 5.000,00 YTL ödemekle yükümlü olduğunu, yine aynı maddeye göre bundan sonraki yıllar için de her yıl ödenmesi gereken miktara enflasyon oranında artış uygulanarak o yılın sonunda ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 20.1.1997 günü ödenmesi gereken 5.000,00 YTL ile takip den her yılın sonunda sözleşmede belirtilen 5.000,00 YTL’nin enflasyon oranında artırımı ile bulunan bedellerin işletilecek yasal faizleriyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, tarlanın tesviye edilerek davacılara teslim edildiğini, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, alacağın da zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesi gereğince, tarlanın teslim edilmemesi nedeniyle davalının sözleşmede öngörülen miktarı ödemekle yükümlü olduğu kabul edilmek suretiyle 24.5.2007 tarihli 2. bilirkişi raporu gereğince dava tarihinden geriye doğru beş yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre belirlenen miktar üzerinden davanın kabulüne, 394.304,65 YTL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş; tarafların temyizi üzerine Dairemizce davacıların tüm, davalının diğer temyiz itirazları reddedilerek, “….davacılar tazminat miktarı olarak harca esas
değeri 10.000,00 YTL göstermişlerdir. Davacılar tarafından dava ıslah edilmediği halde mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak davanın 394.304,65 YTL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. HUMK 74 maddesi gereği hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Mahkemece talepten fazlaya hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” Gerekçesiyle hüküm bozulmuş, taraflar bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.
1-Mahkeme kararında belirtilip, temyiz ilamında benimsenen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan davalının karar düzeltme talebinin reddi gerekir.
2-Davacıların karar düzeltme taleplerinin incelenmesine gelince;
Davacılar, murisleri ile davalı şirket arasında imzalanan 20.8.1996 tarihli sözleşme gereğince tarlanın 20.1.1997 tarihinde ve daha sonraları kendilerine teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmede ödenmesi kararlaştırılan miktarın tahsili istemiyle eldeki davayı açmışlar, dava dilekçesinin “sonuç” kısmında da, aynen “… bakiye her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile 20.1.1997 günü ödenmesi gereken 5.000,00 YTL ile takip eden her yıl sonunda sözleşmede belirtilen 5.000,00 YTL’nin enflasyon oranında artırımı ile bulunan bedele, işletilecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline” şeklinde talepte bulunmuşlar, yine 12.6.2006 tarihli dilekçeleri ile de, tarlanın teslimi gerçekleşmediğinden alacaklarının her yıl, önceki yıllardan doğan alacaklarının ilavesi suretiyle belirlenmesi gerektiğini, bu suretle 20.1.1998, 20.1.1999, 20.1.2000 ve devam eden yıllarda ödenmesi gereken bedellerin de ne şekilde tespit edilmesi gerektiğini örnekleme yoluyla belirterek, dava dilekçesine açıklık getirmişlerdir.
Dava dilekçesinin başında kısaca davanın konusunun yazılması, davanın türü, ödenecek harcın hesaplanması ve mahkemenin görevli olup olmadığının anlaşılabilmesi yönlerinden yararlı ise de, davada müddeabihin değeri, genel olarak dava dilekçesinin “sonuç” bölümünden anlaşılır. Bu itibarla dava konusu olayda davacıların davadaki talebinin, dava dilekçesinin az yukarda da belirtilen “sonuç” kısmından anlaşıldığı üzere, “20.1.1997 günü ödenmesi gereken 5.000,00 YTL ile dava tarihine kadar takip den her yılın sonunda ödenmesi gereken miktarların ayrı ayrı tespiti ile tespit edilecek tüm yıllık bedellerin toplamının tahsili” istemine ilişkin olduğunun, dava dilekçesinin başlık kısmında, davanın türünün “tazminat” olduğuna ilişkin açıklamadan sonra parantez içinde belirtilen “10.000,00 YTL” miktarının da dava miktarı değil, dava açılırken ödenmesi gerekli olan harca esas değer olduğunun kabulü gerekir. Dava dilekçesinin “başlık” kısmında “Tazminat (10.000,00 YTL)” söz ve rakamlarından sonra gelen “Bakiye her türlü talep ve dava haklarımız saklıdır.” Açıklamasının bulunması da bu sonuca etkili değildir. Nitekim davacılar, 12.6.2006 tarihli dilekçelerinin 2. sayfasının “Sonuç ve istek” bölümünde, “dava konusu taşınmaz tarafımıza sözleşmeye uygun biçimde ve şartlarda henüz teslim edilmediği için davalı şirkete her türlü dava ve talepte bulunmak hakkımızı saklı tutuyoruz.” Açıklamasında bulunmuş olduklarından, eldeki davada saklı tutulan dava ve talep hakkının, dava tarihine kadar olan geçmişe yönelik haklara ilişkin değil, dava tarihinden sonraki (davacılara ait tarlanın tesviye ve tesliminin gerçekleşeceği tarihe kadarki) haklara ilişkin olduğu da anlaşılmaktadır. Başka bir ifade ile dava dilekçesinin “sonuç” kısmında, davanın açıldığı tarih itibariyle gerçekleşmiş ve istenebilir olan alacağın tümü dava konusu yapılmış olup, dava tarihinden sonraki ileriye yönelik oluşabilecek muhtemel haklar nedeniyle de davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. O halde davanın, 10.000,00 YTL üzerinden açılan kısmi bir dava olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, davanın müddeabihin belirlenen değerine göre ıslah edilmesi de gerekli değildir. Davanın başında harca esas değer olarak belirtilen 10.000,00 YTL üzerinden ödenmiş olan eksik harcın, Harçlar Kanunu hükümleri gereğince yargılama sırasında belirlenen müddeabihin değerine göre tamamlanması mümkün olup, mahkemece hükümle birlikte “müddeabihin değeri olan 394.304,65 YTL üzerinden hesaplanan bakiye harcın davalıdan alınmasına” şeklinde karar verilmek suretiyle eksik harcın bu şekilde tamamlandığı da göz önüne alındığında, karara yönelik her iki tarafın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken, Dairemizin aksi yöndeki, 22.5.2008 tarihli 2007/16169 E. 2008/7056 K. sayılı bozma ilamının 2. bendindeki bozma nedeni zuhule ilşkin olup, davacıların bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemize ait adı geçen bozma ilamının kaldırılmasına, hükmün her iki tarafın temyiz itirazlarının reddi ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının karar düzeltme itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacıların karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemize ait 22.5.2008 tarihli 2007/16169 E. 2008/7056 K. sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, hükmün belirtilen nedenlerle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde davacılara iadesine, 29.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.