YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14503
KARAR NO : 2007/2569
KARAR TARİHİ : 26.02.2007
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın … Konut … Koop. yönünden reddine Diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davadavalı … … avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davacılardan … … ile davalılardan … … arasında imzalanan 29.8.2002 tarihli kira sözleşmesine dayanarak kiracı sıfatıyla ikamet ettikleri daireden … 4. İcra Müdürlüğünün 2002/2289 E. sayılı dosyası nedeniyle İcra Müdürlüğünce tahliye edildiklerini, maddi manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, 9.000.000.000 TL maddi, 50.000.000.000 TL da manevi tazminatın faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılardan Kooperatif aleyhine açılan davanın reddine, Davalılardan … ve … … aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 4.130,57 YTL maddi tazminatın 26.10.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davalılar … ve … … aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile her davacı için ayrı ayrı 3.000 YTL olmak üzere toplam 6.000 YTL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalılardan … … tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder.
Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek
okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda manevi tazminat yönünden, “her davacı için ayrı ayrı olmak üzere 3.000 YTL manevi tazminatın 26.10.2002 tarihinden itibaren kanuni faiziyle davalılardan (her üç davalıdan) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, “her davacı için ayrı ayrı 3.000 YTL olmak üzere toplam 6.000 YTL manevi tazminatın davalılardan … ve … …’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.