Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/11559 E. 2010/1462 K. 10.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11559
KARAR NO : 2010/1462
KARAR TARİHİ : 10.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, … komisyonculuğu yaptığını, davalının taşınmaz almak için kendilerine başvurduğunu ve 07.3.2004 tarihli sözleşmeyi imzalayarak taşınmaz gösterdiklerini ve davalının eşinin bu taşınmazı satın almasına rağmen sözleşmede öngörülen % 3 komisyon bedeli ile % 6 cezai şart bedelini ödemediğini belirterek 2000 TL komisyon bedeli ile 3600 TL cezai şart alacağının faizi ile davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davacı ile imzalanan sözleşmenin gecerli olmadığını, başka bir firma aracılığı ile taşınmazı eşinin satın aldığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında 7.3.2004 tarihli tellallık sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmede alıcının gördüğü emlaklardan birini alması halinde satıs bedeli uzerinden % 3 komisyon bedeli odeyeceginın,ayrıca gösterilen taşınmazı kendi adına veya asli/ feri akrabaları adına satın alınması durumunda komisyon bedelinin iki katı cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tellalın sözleşmede yazılı taşınmazı göstermesinden sonra davalının eşi tarafından 16.04.2004 tarihinde taşınmazın tapudan satın alındığı ihtilafsızdır. Sözleşmede az yukarıda belirtilen kararlaştırma cezai şart niteliğindedir ve hukuken geçerlidir. Burada kararlaştırılan cezai şart,tellallık sözleşmesinin bir yaptırımı niteliğinde olup onun yazgısına tabidir. Bu sözleşme de yazılı şekilde düzenlendiği için geçerlidir ve tarafları bağlar. Diğer bir ifade ile sözleşmedeki cezai şartı içeren bu hüküm satıcı ile alıcı arasındaki taşınmaz malın mülkiyetinin geçirilmesi amacıyla kararlaştırılmamıştır. O nedenle satış akdinin bir yaptırımı olarak değil, açıklandığı şekilde tellallık sözleşmesinin bir yaptırımı olarak taraflarca kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Şu durum karşısında sözleşme kural olarak geçerli oldugu için davacı cezai sarta tekabul eden giderimi isteyebilir. Ancak BK.nun 161/son maddesine göre hakim fahiş gördüğü cezai şartları tenkis ile mükelleftir. Bu hükmü hakimin resen gözetmesi gerekir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken tarafların iktisadi durumları, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması sebebiyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü olarak alınmalıdır. Cezai şart bu suretle belirlenmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nefaset kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Mahkemece, davacının sözleşmedeki cezai şartı isteyebileceği gözönüne alınarak tenkis hususu değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.