YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12151
KARAR NO : 2010/4299
KARAR TARİHİ : 01.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı eczacının kuruma fatura ettiği ve bedelleri ödenen reçetelerin kontrolü sonucu sözleşmeye aykırı hususların tesbit edildiğini ileri sürerek, kurum zararı 21.860 TL.nin tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davası ile aynı nedenlerle alacağın tahsili talep edilmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile de, ödenmeyen fatura bedeli 30.489 TL.nin faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın açılmamış sayılmasına, davacı-karşı davalının birleşen davasının reddine, davalı-karşı davacının birleşen davasının kısmen kabulü ile, 16.931 TL.nın yasal faizi ile davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, kurum zararı 33.156 TL.den davalı-karşı davacının kurumdan olan alacağı 11.296 TL.nin mahsubu ile 21.860 TL.nin tahsilini talep etmiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği şekilde davacının kurum zaranının 13.969 TL. Olduğu davalı-karşı davacının ise 30.900 TL. alacaklı olduğu kabul edilmiş ve mahsup edilerek davacının davasının reddine ve davalı-karşı davacının davasının da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HUMK.nun 388/son maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanunun 389 maddesinde de, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Öte yandan davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, birleştirilen dava dosyasının tarafları, iddia, savunma özeti, delilleri kararda belirtilip, değerlerlendirilip, birleşen her bir dava için kararda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir.
Somut olayda asıl ve birleştirilen davalarda ayrı ayrı hüküm kurulmadığı gibi, mahsup yolu ile hüküm kurulmuştur. Bu hali ile verilen karar HUMK.nun 388.maddesine uygun değildir. Mahkemece asıl ve birleşen davalar bakımından az yukarda açıklandığı şekilde ayrı ayrı, HUMK.’nun 388. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 1.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.