Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/12818 E. 2010/4332 K. 01.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12818
KARAR NO : 2010/4332
KARAR TARİHİ : 01.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı şirket, 1.1.1996 tarihli kira sözleşmesi ile kiralamış oldukları davalıya ait taşınmazı, 8.11.2001 tarihli ihtarla feshederek anahtarları notere tevdi ettiklerini, 15.6.2002 tarihinde tebliğ edilen ihtarla bu durumun davalıya da bildirildiğini, kira bedelleri nedeniyle borçlu oldukları miktarın, kira başlangıcında verilmiş olan 30.000,00- Dolar depozitodan mahsubundan sonra kalan 23.969,00- Doların iadesini talep etmelerine rağmen kabul edilmediğini ileri sürerek, 23.969,00- Dolar asıl alacak ile 5.635,08- Dolar faiz miktarı toplamı olan 29.604,08- Dolar karşılığı 39.530,32- YTL’nin reeskont faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, davacı şirketin ödemediği veya eksik ödediği kira bedelleri nedeniyle kendisine borçlu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Davanın kısmen kabulüne, 20.333,06-TL’nin davalılardan tahsiline, bu miktara 30.07.2002 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davalının temyiz itirazının incelenmesinde; Davacı, 26.7.2002 tarihli ihtarname ile davalıları, 30.7.2002 tarihinde temerrüde düşürmüştür. Bu nedenle 30.7.2002 tarihinden itibaren alacağına faiz yürütülmesini isteyebilir. Ne var ki davacı, dava dilekçesinde hangi tarihten itibaren faiz istediğini belirtmediğinden, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği bozma ilamında açıkça belirtilmesine rağmen, mahkemece, 30.7.2002 temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2009/12818-2010/4332
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Taraflar arasındaki 1.10.1996 tarihli ve 20 yıllık kira sözleşmesinin, davacı kiracı tarafından tek taraflı olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin “Kiracının Sözleşmeyi Feshi” başlıklı 13. maddesinin (iii) bendinde, “Kiracı, kira süresi içinde herhangi bir zamanda, tek taraflı olarak sözleşmeyi 6 ay önceden yazılı olarak ihbar etmek suretiyle fesih hakkına sahiptir. Bu durumda, feshin hüküm ifade ettiği tarihe kadar kira bedelleri ödenmeye devam edilecek ve ayrıca mecurun tahliye edildiği tarihten sonraki 6 ay boyunca kira bedelinin yarısı tutarında bir meblağ kiracı tarafından kiralayana ödenecektir. Mecurun, tahliyeyi takip eden bu 6 aylık süre zarfında yeniden kiraya verilmesi halinde kiracının söz konusu meblağları ödeme mükellefiyeti, mecurun kiraya verildiği tarih itibariyle kendiliğinden sona erecektir … ” hükmü bulunmakta olup, yargılama sırasında alınan 24.3.2007 tarihli bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın aynı şartlarla 2,5 ay içinde yeniden kiraya verilebileceği açıklanmıştır. Mahkemece, az yukarda belirtilen ilgili sözleşme hükmü gereğince, davacının tahliyeden sonraki döneme ilişkin sorumlu olması gereken kira miktarının, aylık kira bedelinin yarısı üzerinden hesaplanarak depozitodan mahsubu gerekirken, aylık tam kira bedeli esas alınarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı, davalıya gönderdiği Beşiktaş 11. Noterliği’nin 26.07.2002 tarihli ihtarnamesi ile, Mayıs 2002 ve Haziran ayından 7 günlük kira bedeli alacağı ile kira sözleşmesinin 13. maddesinin (iii)bendi uyarınca iki aylık (Haziran- Temmuz 2002) kira bedelinin yarısı tutarında kira alacağı olmak üzere toplam 10.121.413.292-TL’nin (6.031-ABD Doları) mahsubundan sonra kalan 23.969-ABD Doları depozitonun iade edilmesini istemiştir. Mahkemece, tahliyeden sonraki döneme ilişkin kira borcu yönünden davacı tarafından yapılan ve ihtarnamede belirtilen mahsup miktarı dikkate alınmaksızın, bu kalem yönünden hesaplanan meblağın tamamının depositodan yeniden düşülmesi suretiyle tekerrüre yol açacak şekilde mahsup işlemi yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına, (2) ve (3) nolu bentler gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 1.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.