Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14756 E. 2010/9573 K. 28.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14756
KARAR NO : 2010/9573
KARAR TARİHİ : 28.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi adına gelen olmadığnıdan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, Davalı ile arasında 15.09.2000 tarihli G.Satış vaadi sözleşmesi bulunduğunu, buna göre davalının yaptırdığı inşaattaki 4.kattaki daireyi 2000 Dolar karşılığı kendisine sattığını, her ne kadar sözleşmede TL olarak geçmiş ise de ödenen paranın Dolar olduğunu, ancak davalının sözleşmeye konu daireyi başka bir şahsa satıp tapusunu verdiğini belirterek, sözleşmeye konu dairenin dava tarihi itibariyle değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6500 TL’nin, dava tarihi itibari ile yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kabul görmez ise verilen 2000 doların ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; Davalı davayı kabul etmediğini, 2.000 TL aldığının doğru olduğunu ancak bunun üzerine 4700 dolar daha verilmesi konusunda anlaşıldığını fakat bu ödemenin yapılmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL ‘nin dava tarihi (13.01.2009) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya
Ilişkin talebin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile arasında 15.09.2000 tarihli noterce düzenlenen geçerli bir G.Satış vaadi sözleşmesi bulunduğu ve davacı tarafından sözleşme kapsamında 2000 TL’nin davalıya ödendiği ve fakat taşınmazın tapusunun davacıya verilmeyip, 3.bir şahsa devir işleminin yapıldığı tarafların kabulünde olup, bu husus dosya kapsamına göre de sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini ise sözleşme bedelinin miktarı oluşturmakta olup, davacı tarafından davalı aleyhine aynı mahkemede açılan ve fakat atiye terk edilen 2006/7 esas sayılı dava dosyasında: davalının, dairenin 2000 TL +4200 Dolar karşılığında satın alındığını ancak dolar borcu ödenmeyince daireyi vermediğini belirterek borcun ödenmesi halinde daireyi vermeyi taahhüt ettiğini belirttiği, davacının da bu teklifi kabul ettiği ve davasını atiye terk ettiği anlaşılmış olup, bu halde davaya konu taşınmazın satış bedelinin taraflar arasında 2000 TL +4200 Dolar karşılığı belirlendiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, sözleşme konusu dairenin 3.şahsa devir tarihi itibariyle, ifanın imkânsızlaştığı gözetilerek, bu tarih itibariyle taşınmazın rayiç değerinin belirlenip, davacı tarafından davalıya yapılan 2000 TL ödemenin de bu değere oranlanmak suretiyle belirlenecek miktar üzerinden davanın kabulü ile dava tarihi olan 13.01.2006 tarihi itibariyle faize hükmetmek gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının iadesine, 28.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.