Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/10065 E. 2011/1287 K. 31.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10065
KARAR NO : 2011/1287
KARAR TARİHİ : 31.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile kendisi adına bina yapmak üzere anlaştıklarını bu amaçla masrafını kendisinin karşıladığı … köyü 17 ada 65 parsel nolu taşınmazı ileride kendisine devri yapılmak üzere davalı adına satın alındığını,masrafını kendisinin karşıladığını,binanın yapıldığını,ancak davalının tapu ferağını vermemesi üzerine arsa ve yapım bedeli olarak 100.000 USD alacak üzerinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açtıklarını,davanın lehine sonuçlandığını,bu davada saklı tuttukları hakları nedeniyle 8.691 YTL ve 235.714 USD ‘nin ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/108 Esas ve 2008/7 karar sayılı dava dosyasında hile hukuksal nedenine dayalı olarak davalı aleyhine tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının hile hukuksal nedenine dayalı olarak açtığı bu ilk davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olup,mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacı önceki davada saklı tutmuş olduğu hakları yönünden eldeki ek davayı açtığı anlaşılmaktadır. 2010/10065 2011/1287
Mahkemece eldeki davada, davacının 15.07.2005 tarihinde açmış olduğu ilk dava ile hileyi öğrendiği ,hilenin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık sürede eldeki davanın açılmaması nedeniyle davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı,ilk davada vermiş olduğu dava dilekçesiyle hile ile yapılan sözleşmeye bağlı olmadığına ilişkin iradesini bir yıllık sürede açıkladığı ve B.K. 31. maddesindeki hak düşürücü süreye uyulduğuna göre ,davacının ayrıca bir yıllık süre içinde rızadaki fesat nedeniyle ek davayı açma zorunluluğu yoktur. Bu itibarla Borçlar Kanununun 31. maddesinde yazılı bir yıllık süre içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildiren davacı, bu davasını 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açmıştır. O halde mahkemece esas yönden tarafların delilleri toplanmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde davanın bir yıl içinde açılmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 31.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.