Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/14801 E. 2010/18043 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14801
KARAR NO : 2010/18043
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

… vekili avukat …ile 1-Başbakanlık … vekili avukat … 2-… İnşaat ve Tic. A.Ş vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 4.Tüketici Mahkemesinden verilen 18.9.2009 tarih ve 751-353 sayılı hükmün Dairenin 24.6.2010 tarih ve 3550-9290 sayılı ilamıyla düzelterek onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR
Davacı, “ … … “ adıyla bilinen projede yer alan 14. bölge, D 9 blokta bulunan daireyi davalı TOKİ adına vekaleten davalı … A.Ş.’den 156.840- TL bedelle 14/12/2005 tarihli “ Taşınmaz Satış Sözleşmesi” ile satın aldığını, davalıların satış sırasında reklamını yaptıkları projede müşterilerine vaat edilen taahhütlerini yerine getirmediğini, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, ağır kusur ve hile ile gizlenen ve taşınmazda değer kaybına sebep olan ayıp ve eksiklikler nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … İnşaat..A.Ş., davalı Toki’ye vekaleten satış yaptıklarını, hukuken taraf olmadıklarını, davanın husumetten reddi gerektiğini, satılan taşınmazda ayıp bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Davalı Toki, inşaatın onaylı projeye uygun yapıldığını, tanıtım ve reklam broşürlerine aynen uyulduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı …..İnşaat A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Başbakanlık … aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair verilen kararın, davalı … İnşaat… A.Ş.ve davalı Başbakanlık … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24.06.2010 tarih ve 2010/3550 esas, 2010/9290 karar sayılı ilamı ile hükmün faizin niteliği yönünden düzelterek onanmasına karar verilmiş, karar verilmiş, davalı … İnşaat… A.Ş.ve davalı Başbakanlık … karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.

2010/14801-18043
1-Davalı … İnşaat…A.Ş hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı … İnşaat…A.Ş aleyhine kurulan bir hüküm bulunmadığından, bu davalının kararın düzeltilmesini istemekte hukuki bir yararı bulunmamaktadır.Açıklanan nedenle davalı … İnşaat…A.Ş’nin karar düzeltme dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK.nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan davalı Başbakanlık …’nın aşağıdaki üçüncü ve dördüncü bendin dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
3-Dava, satış esnasında sunulan projede ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işler nedeni ile davacının satın aldığı konutta oluşan değer kaybının ödetilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece, havuzun bağımsız bölümün parselinde olmaması, sitenin genel çevre duvarının ve demir parmaklıkların yapılmaması, ortak yaşam/spor alanlarının kamuya açık hale dönüşmesi gizli ayıp kabul edilerek, hangi ayıbın ne ölçüde değer eksikliği yarattığı açıklanmadan, taşınmazda toplam 9.881-TL değer azalmasına yol açtığı kabul edilmiştir.
Davacı, özel güvenlikli bir yaşam alanı vaat edilmiş olmasına rağmen; sitenin genel çevre duvarlarının demir parmaklıklarının dahi büyük ölçüde mevcut olmaması sebebi ile vaat edilen “24 saat özel güvenlik sisteminin” işletilemediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, sitenin genel çevre duvarlarının ve demir parmaklıklarının bulunmaması gizli ayıp olarak nitelendirilerek, değer düşüklüğüne hükmedilmiştir. Oysa ki, eldeki dava dosyası ve aynı proje ile ilgili diğer dava dosyaları kapsamından; sitenin çevresinin fabrikasyon, standart tel çit ile çevrilerek “tak, otomatik bariyer ve güvenlik kulübeli“ üç ana kapının ihdas edildiği, site içinde bulunan her bölgenin çevresinin üstü demir direklerle takviye edilmiş beton duvarlarla çevrildiği, her bölgenin giriş kapısının bariyerli ve manyetik turnikeli olup, bölge içine ancak manyetik kartla girilebildiği, kontrolü sağlamak için güvenlik görevlisinin bulundurulduğu ve böylece güvenlik zafiyetinin yargılama aşamasında giderildiği anlaşılmıştır. O halde, davacının bu talebi nedeniyle değer düşüklüğüne hükmedilemez. Mahkemece, değinilen bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Davacı, havuzun belli bir büyüklük ve inşa standardının bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece, bazı bölgelerde havuzun bağımsız bölümün yer aldığı parsel üzerinde bulunmaması gizli ayıp olarak nitelendirilerek; davacının bu yönde bir talebi bulunmamasına rağmen değer düşüklüğüne hükmedilmiştir. Davacının talebi aşılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
”… …” adlı proje kapsamında yapılacak konut ve villaların satışına ilişkin internet ilanlarında, reklam ve tanıtım broşürlerinde, yüzme havuzları, basketbol sahaları, beachvolley sahası, tenis kortları, buz hokeyi ve buz paten pisti, rollerblade, kaykay alanları, tırmanma duvarı ve daha pek çok olanağın bulunacağının belirtildiği, ne var ki taahhüt edilen bu spor kompleksinin mülkiyeti Toki’ye ait olan 518 ada üzerinde inşa edildiği ve Toki tarafından halka açık hale getirildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davalı … İnşaat..A.Ş., her ne kadar 518 ada üzerinde yapmayı vaat ettiği spor kompleksini taahhüdüne uygun biçimde tam ve eksiksiz inşa ettiğini, davacının yararlanmasına hiçbir engel bulunmadığını, bu spor kompleksinin sadece site sakinlerine özel ve münhasıran onların kullanımına açık olacağı taahhüdünde bulunmadıklarını savunmuşsa da;“… …” projesinin vaziyet planında, internet ilanlarında tanıtım maketlerinde ve broşürlerinde, spor kompleksinin gösterilmesi, bu şekilde projenin reklamının yapılması nedeniyle davacıda bu yerlerin siteye dahil olduğu intibaı uyandırılmıştır. Dolayısıyla, söz konusu sosyal tesislerin, mülkiyeti Toki’ye ait olan 518 ada üzerinde yapılmış olması, alıcının satın alma kararını etkileyen, taşınmazın değerini azaltan bir husus olup, edimin ifasındaki bu yöne ilişkin eksiklik nedeniyle satıcının alıcıya karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, sosyal tesislerin Toki’ye ait taşınmaz üzerine yapılmış ve kamuya açık hale getirilmiş olması, “gizli ayıp” olarak nitelendirilmiş ise de, dava konusu olayda 4077 sayılı yasada düzenlenen “ayıplı ifa” değil “eksik ifa” söz konusu olup, 4077 sayılı Yasanın 30. maddesine göre, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, sözleşmeden kaynaklanan edimin ifasındaki dava konusu eksiklik nedeniyle davacının 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde satıcının sorumluluğuna gidebileceği kabul edilmelidir. Bu durumda mahkemece, dava konusu spor kompleksi yönünden taraflar arasında ihtilafsız olan satış bedeli üzerinden gerekli indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4-Davacı, dava dilekçesinde, alacağın yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece, reeskont faizine hükmedilmiştir. HUMK 74. md. gereğince “Hâkim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez”. Bu nedenle, mahkemece talebin aşılması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçeler ile bozulmasına karar verilecek yerde zühulen düzeltilerek onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalı …’nin bu yönlere ilişkin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 24.06.2010 tarih ve 2010/3550 esas, 2010/9290 karar sayılı düzelterek onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan gerekçeler ile BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.

2010/14801-18043
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu açıklan nedenlerle davalı … İnşaat…A.Ş’nin karar düzeltme dilekçesinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’nın sair karar düzeltme talebinin reddine, (3) ve (4) bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 24.06.2010 tarih ve 2010/3550 esas, 2010/9290 karar sayılı düzelterek onama kararının kaldırılmasına, hükmün davalı … lehine BOZULMASINA, 23.12.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dosya kapsamından davacının dava konusu ettiği ayıp ve eksiklerle ilgili olarak dosyaya ibraz edilen, bilirkişi raporları, projeler, tapu kayıtları ve tüm delillerden; taahhüt edilen projenin, takriben 1000 dönümlük arazi üzerinde adalar bazında bir çok siteden oluşan çok büyük bir proje olduğu ve taahhüt edilen hususların projeye uygun gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının eksik ve ayıplı olduğunu iddia ettiği unsurlardan spor kompleksinin “… …” projesinin vaziyet planında, internet ilanlarında, tanıtım maketlerinde gösterildiği ve projenin reklamının bu şekilde yapıldığı, bu nedenle davacıda bu yerlerin siteye ait olduğu intibaının uyandırıldığı, halbuki; taahhüt edilen spor kompleksinin mülkiyeti TOKİ’ye ait 518 ada üzerine inşa edildiği ve TOKİ tarafından halka açık hale getirildiği, bu durumun ayıplı ifa değil “eksik ifa” mahiyetinde olduğu bu yüzden davacının 10 yıllık zamanaşımı süresinde satıcının sorumluluğuna gidebileceği yolundaki dairemiz çoğunluğunun bozma görüşüne katılmıyorum.
Zira yukarıda açıklandığı üzere; taahüt edilen proje birtek ada veya birtek siteden meydana gelmemektedir. Takriben 1000 dönüm (1.000.000 m2) arazi üzerinde bir çok ada ve siteden oluşmaktadır. Her sitenin havuz ve sosyal tesislere sahip olduğu etraflarının 2010/14801-18043
duvarla çevrildiği ve gerekli güvenliğin sağlandığı dosyadan açıkça anlaşılmaktadır.
Başlangıçta projeyle ilgili tüm alan TOKİ’ye ait olduğu da açıktır. Davacı buradan proje kapsamında bir konut satın almıştır. Proje kapsamında davacının konut satın aldığı ada dışındaki adalara inşa edilen okul, çarşı, spor kompleksi gibi unsurlar ile sitelerin ortak yollarının site sakinlerinin özel mülkiyetine ait olacağına dair davalılarca herhangi bir taahhütte bulunulmadığı gibi bu gibi unsurların site sakinlerinin özel mülkiyetinde olmasının beklenmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenlerle TOKİ arazisine inşa edilen spor kompleksininde TOKİ’ye ait olması doğaldır.
Davalılar yapılacak spor kompleksinin mülkiyetinin site sakinlerine devredileceği taahhüdünde bulunmamış ve spor kompleksini davacının da istifade edebileceği şekilde proje kapsamında gerçekleştirilmiştir. Kaldı ki tapu kayıtlarının aleni olması nedeniyle davacı satın aldığı konutun tapusunun neyi kapsadığını bilebilecek durumda olup TMK 1020.maddesi gereğince “kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez” kuralı karşısında, davacının spor kompleksinin site sakinlerine ait olması gerektiği iddiasının da dinlenmesi mümkün değildir. Ortada bu nedenlerle “eksik ifadan” bahsedilemez.
Belirtilen nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekip, bu nedenle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken Dairemiz çoğunluğunun “Eksik İfa” nedeniyle bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar düzeltme talebinin kabulü gerektiği görüşündeyim.

MUHALEFET ŞERHİ

Dosya kapsamından davacının dava konusu ettiği ayıp ve eksiklerle ilgili olarak dosyaya ibraz edilen, bilirkişi raporları, projeler, tapu kayıtları ve tüm delillerden; taahhüt edilen projenin, takriben 1000 dönümlük arazi üzerinde adalar bazında bir çok siteden oluşan çok büyük bir proje olduğu ve taahhüt edilen hususların projeye uygun gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının eksik ve ayıplı olduğunu iddia ettiği unsurlardan spor kompleksinin “… …” projesinin vaziyet planında, internet ilanlarında, tanıtım maketlerinde gösterildiği ve projenin reklamının bu şekilde yapıldığı, bu nedenle davacıda bu yerlerin siteye ait olduğu intibaının uyandırıldığı, halbuki; taahhüt edilen spor kompleksinin mülkiyeti TOKİ’ye ait 518 ada üzerine inşa edildiği ve TOKİ tarafından halka açık hale getirildiği, bu durumun ayıplı ifa değil “eksik ifa” mahiyetinde olduğu bu yüzden davacının 10 yıllık zamanaşımı süresinde satıcının sorumluluğuna gidebileceği yolundaki dairemiz çoğunluğunun bozma görüşüne katılmıyorum.
2010/14801-18043
Zira yukarıda açıklandığı üzere; taahüt edilen proje birtek ada veya birtek siteden meydana gelmemektedir. Takriben 1000 dönüm (1.000.000 m2) arazi üzerinde bir çok ada ve siteden oluşmaktadır. Her sitenin havuz ve sosyal tesislere sahip olduğu etraflarının 2010/14801-18043
duvarla çevrildiği ve gerekli güvenliğin sağlandığı dosyadan açıkça anlaşılmaktadır.
Başlangıçta projeyle ilgili tüm alan TOKİ’ye ait olduğu da açıktır. Davacı buradan proje kapsamında bir konut satın almıştır. Proje kapsamında davacının konut satın aldığı ada dışındaki adalara inşa edilen okul, çarşı, spor kompleksi gibi unsurlar ile sitelerin ortak yollarının site sakinlerinin özel mülkiyetine ait olacağına dair davalılarca herhangi bir taahhütte bulunulmadığı gibi bu gibi unsurların site sakinlerinin özel mülkiyetinde olmasının beklenmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenlerle TOKİ arazisine inşa edilen spor kompleksininde TOKİ’ye ait olması doğaldır.
Davalılar yapılacak spor kompleksinin mülkiyetinin site sakinlerine devredileceği taahhüdünde bulunmamış ve spor kompleksini davacının da istifade edebileceği şekilde proje kapsamında gerçekleştirilmiştir. Kaldı ki tapu kayıtlarının aleni olması nedeniyle davacı satın aldığı konutun tapusunun neyi kapsadığını bilebilecek durumda olup TMK 1020.maddesi gereğince “kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez” kuralı karşısında, davacının spor kompleksinin site sakinlerine ait olması gerektiği iddiasının da dinlenmesi mümkün değildir. Ortada bu nedenlerle “eksik ifadan” bahsedilemez.
Ayrıca Dairemiz çoğunluğunca, Mahkemece … İnş. … AŞ hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, bu davalının kararın düzeltilmesini istemekte hukuki bir yararının bulunmadığı gerekçesiyle karar düzeltme dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüne de katılamıyorum. Zira: davacının davasının haklı bulunması halinde hükmedilecek tazminattan her iki davalı da müteselsilen sorumlu olup bu nedenle ödenecek tazminatlar dolayısıyla bu davalının rücu davasının muhatabı olması da olasıdır.
Belirtilen nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekip, bu nedenle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken Dairemiz çoğunluğunun “Eksik İfa” nedeniyle bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar düzeltme talebinin kabulü gerektiği görüşündeyim.