YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18299
KARAR NO : 2011/6584
KARAR TARİHİ : 26.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki hakem kurulu kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ödenen sabit ücretin yasaya aykırı olduğundan bahisle davalı tarafından Tüketici Sorunları Hakem Heyetine (TSHH) başvuruda bulunulduğunu, Hakem Heyetince sabit ücretin iadesi ile birlikte yetkinin aşılması suretiyle sözleşmenin 20 ve 21. maddelerinin iptaline karar verildiğini, bunun yasaya aykırı olduğunu, sabit ücretin verilen hizmet karşılığı alındığını ileri sürerek TSHH kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen kararın temyizi üzerine “miktar itibarı ile hükmün kesin olduğundan bahisle” mahkemece temyiz talebinin reddine karar verilmiş; davacının bu kararı temyizi üzerine ise, Dairemizce 2009/9354 esas, 2009/15390 karar sayılı ilamla, “Dava, davalının başvurusu üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyetince sabit ücretin iadesi ile abonelik sözleşmesi 20 ve 21.maddelerinin iptaline karar verilmesi üzerine bu kararın iptali talebi ile açılmış olup davalının yaptığı başvuru ile yarattığı çekişmenin giderilmesine yöneliktir. Her ne kadar davacının aldığı sabit ücretler miktar itibariyle 4077 sayılı kanunun 22.maddesinde ve HUMK’nun 427.maddesinde belirtilen kesinlik sınırı altında kalmakta ise de, yaratılan çekişme ve verilen hüküm bir yıla mahsus olmadığından ve ileriki yıllara da sari olduğu anlaşıldığından kararın kesinlik sınırlarının dışında kaldığı da açık ve belirgindir. Kesin olmayan bir karara ilişkin olarak mahkemece kararın kesin olduğunun yazılması ve kararın temyizine ilişkin dilekçenin kesin olduğundan bahisle reddedilmesi yok hükmünde olup hukuki sonuç doğurmaz.
2010/18299-2011/6584
Bu nedenle temyiz dilekçesinin kararın kesin olduğundan bahisle reddine dair mahkemece verilen 30.4.2009 tarihli kararın kaldırılarak ve yasal sürede verilen temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.” Açıklaması ile ek karar kaldırılmış, yapılan temyiz incelemesinde ise sonuç olarak, “…davanın kabulü ile, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline” karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararı bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, direnme kararının davacı tarafından temyizi üzerine de Hukuk Genel Kurulunca, “Özel Dairece bozulan önceki kararda Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararı yerinde görülerek, esasa ilişkin nedenle davanın reddine karar verildiği halde; direnme kararının gerekçesi hukuki yarar yokluğuna dayandırılmış, miktar itibariyle bağlayıcılığı bulunmayan ve delil niteliğinde olan Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptali istemiyle açılan davanın, öncekinden farklı bir gerekçeyle reddine karar verilmiştir. Bu durumda, temyize konu kararın, gerçekte bir direnme kararı değil; Özel Daire bozmasına konu önceki karardan tamamen farklı, Özel Dairenin incelemesinden ve denetiminden geçmemiş yeni bir gerekçeye dayalı, yeni bir hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Yerel Mahkemenin bu yeni hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi görevi Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir.” Açıklamasıyla, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Mahkemece verilen ilk hükmün temyizi üzerine Dairemizce verilen ve az yukarda değinilen 2009/9354 esas, 2009/15390 karar sayılı ilamda da belirtildiği gibi, dava her ne kadar TSHK kararının iptali istemiyle açılmışsa da davalı, sabit ücret konusunda TSHK’ne yaptığı başvuru ile muaraza yaratmış olup, eldeki davanın niteliğinin de taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine yönelik olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının TSHK’nın iptalini istemekte hukuki yararı bulunmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.