Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4479 E. 2010/16878 K. 14.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4479
KARAR NO : 2010/16878
KARAR TARİHİ : 14.12.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacılar, davalının maliki olduğu … Kartaltepe mevkiinde bulunan (1) parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa ettirdiği “Barış Sitesi” adlı siteden, her biri bağımsız bir bölüm satın aldıklarını, daireleri teslim alırken, ortak yerlerdeki ayıplı ve eksik işleri, teslim tutanağının altına şerh düşmek suretiyle belirlediklerini, daha önce … 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1996/172 esas sayılı dosyası üzerinden, gizli ayıplar yönünden 3.506.817.000 TL, eksik işler yönünden de 611.875.000 TL olmak üzere toplam 4.118.692.000 TL miktarındaki alacaklarının tahsili istemiyle açmış oldukları davanın kabul edildiğini, ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından, “talebin eksik işlerle sınırlandırıldığı” gerekçesiyle söz konusu kararın bozulduğunu, bozma sonrasında mahkemece, sadece eksik işler yönünden hüküm kurularak, ayıplı işler yönünden ise, “dava açmakta muhtariyetlerine” şeklinde karar verildiğini, ancak verilen ilk hükmün, tehiri icra talepli olarak temyiz edilmemesi nedeniyle başlatılan takip nedeniyle davalı tarafından, gizli ayıplar bedeli olan 3.506.817.000 TL’nin, 7.013.634.000 TL’lik gecikme faiziyle birlikte toplam 10.520.451.000 TL üzerinden dosyaya yatırıldığını, gerçekte yatırılan bu miktarlar kadar davalıdan alacaklı olduklarını, oysa ki yatırılan bu miktarların davalı tarafından iadesinin talep edildiğini ileri sürerek, “3.506.817.000 TL gizli ayıplar bedeli ile, 7.013.634.000 TL işlemiş faizinin davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm kurularak, iadesi 2010/4479-16878
Istenilen bu miktarlar nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, daha önce 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1996/172 esas sayılı dosyası ile verilen karar nedeniyle gizli ayıplar ve bunun işlemiş faizine ilişkin icra dosyasına yatırılmış olan toplam 10.520.451.000 TL’nin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen bozma kararı üzerine, ödeme tarihinden itibaren, ilk karada belirtilen faiz oranı ile birlikte iadesinin gerektiğini, nitekim istirdat talebi üzerine, İcra Müdürlüğünce davacıya muhtıra çıkarıldığını, davacıların, bu iadenin yapılmaması için … bu davayı açtıklarını savunarak, davanın reddini dilemiş, bu dava ile birleştirilen 2002/1549 esas sayılı dosya ile açmış olduğu dava ile de, … 8. İcra Müdürlüğünün 1998/640 sayılı takip dosyasına fazladan ödenmiş olan 3.506.817.000 TL asıl alacak ve 7.013.634.000 TL faiz olmak üzere toplam 10.520.451.000 TL’nin, ödeme tarihi olan 28.8.1998 tarihinden itibaren işlemiş %80 reeskont faiziyle birlikte tahsiline, faiz alacakları yönünden fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000.000.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talep miktarını 36.807.000.000 TL’ye çıkarmıştır.
Mahkemece, davacıların gizli ayıplar nedeniyle davalıdan 3.506.817.000 TL alacaklı oldukları belirtilerek, anılan miktarın 20.8.2002 tarihinden itibaren %70 ve değişen oranlarda reeskont faizi yürütülmek suretiyle davacıların tapu kaydında belirtilen hisseleri oranında davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların aynı miktar üzerinden davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen dava yönünden ise, İcra İflas Kanununun 40. maddesi gereğince icranın iadesi mümkün olduğundan, dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Asıl dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan gizli ayıplar nedeniyle alacak istemi ile daha önce açılmış olan dava nedeniyle icra dosyasına karşı tarafça aynı nedenle yatırılmış olan ve iadesi talep edilen miktarlar üzerinden borçlu olmadıklarının tespitine, birleşen dava ise, asıl davanın davacıları tarafından, gizli ayıplar nedeniyle daha önce açılan davada, bozmadan önce verilen ilk hüküm sonucunda, takip dosyasına ödenen bedelin faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise usulden reddine karar verilmişse de, HUMK.nun 388/son maddesi gereğince, mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri 2010/4479-16878
Hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Temyize konu davada, kararın hüküm kısmında, “…3.506.817.000 TL’nin 20.8.2002 tarihinden itibaren %70 ve değişen oranlarda reeskont faizi yürütülmek suretiyle davacıların tapu kaydında belirtilen hisseleri oranında davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların aynı miktar üzerinden davalıya borçlu olmadıklarının tespitine” şeklinde karar verilmişse de, 220 kişiden oluşan davacılara ait tapuda kayıtlı hisse oranları yazılmadığı gibi, her bir davacı yönünden hüküm kurulan alacak miktarı da belirtilmemiş olup, bu hususlar kararın gerekçesinden de anlaşılamamaktadır. Karar bu haliyle infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. O halde mahkemece, davacıların tapuda kayıtlı hisse oranları ve buna göre davalıdan talep edebilecekleri alacak miktarları ayrı ayrı gösterilmek suretiyle, az yukarda açıklanan yasa hükmüne uygun ve infazda tereddüte yol açmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 190,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.