YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6805
KARAR NO : 2010/15914
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vefat eden eşinin annesi olduğunu, eşinin kanserden vefat ettiğini, eşinin hastalığı ile mücadele döneminde davalı ve diğer akrabaların vefat eden eşine yardımcı olmak ve bakımını üstlenmek bahanesiyle kendisinden teminat senedi aldıklarını, senedin 50.000 YTL. bedelli olup sadece borçlu isminin yazılı olduğunu, eşinin ölümü sonucunda senedi geri istendiğine verilmediğini, Cumhuriyet Savcılığı’na da şikayette bulunduğunu, ancak davalının, kendisinin borçlu gözüktüğü 50.000 YTL bedelli senedi haksız olarak takibe koyduğunu, takip konusu senet nedeniyle borcu bulunmadığını ileri sürerek takibe konu senetten ötürü davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, kanser hastalığından vefat eden eşinin hastalığı ile mücadele döneminde eşinin tedavisi ve bakımı için davalı tarafından kendisinden alınan teminat senedinin takibe konulduğunu, senetten ötürü borcu olmadığını bildirerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, senedin teminat
2010/6805-15914
senedi olduğunun yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, dinlenen tanık beyanları ve Cumhuriyet Savcılığı soruşturma dosyası içeriğinden de senedin zor kullanılarak alınmadığının anlaşıldığı belirtilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiş, ancak ceza soruşturmasındaki ifadesinde; hastanın tedavisi için bağ-kur primlerinin yatırılmasının gerektiği, 21-22 milyon civarında olduğu, şikayetçinin(davacı) bu amaçla taşınmazının satışının gündeme geldiği, ancak hemen satıp ucuza gitmesin diye masrafları kendilerinin karşılamasını teklif edip dava konusu senedi 50.000 TL olarak doldurarak verdiğini, hastanın bağ-kur prim borcu, radyasyon tedavi giderleri, cenaze giderleri vs. toplam 30.000 TL üzerinde ödeme yaptığını beyan etmiştir. Bu durum karşısında BK.53. maddesine göre hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, ceza mahkemesindeki sabit görülen maddi vakalar bakımından bağlıdır. Davalının ceza soruşturmasındaki bu ikrarı kendisini bağlar. Öyle olunca Mahkemece, davalının ikrarı ile sınırlı olarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken, tümden reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.