Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/6935 E. 2010/8106 K. 07.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6935
KARAR NO : 2010/8106
KARAR TARİHİ : 07.06.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki hakem kurulu kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozulması istenilmekle dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, abonesi olan davalının fatura borcunu ve sözleşmeden kaynaklanan faiz alacağını ödemediğini, girişilen icra takibine de itiraz ettiğini, itirazın iptali için Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurduğunu, talebinin reddedildiğini ileri sürerek Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, itirazın iptaline, alacağın tahsiline ve %40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hizmet vermemesi nedeniyle sözleşmeyi fesh ettiğini, icra dosyası ile taahhüt bedeli adı altında istenen 178.20 YTL.na ilişkin talebin yerinde olmadığını, diğer fatura bedellerine ilişkin takibe de herhangi bir itirazının bulunmadığını savunarak davanın reddini %40 tazminatın tahsilini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne, davanın icra dosyasındaki takibinin 178.20 TL.lik kısmının iptaline, takibin diğer kısımlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine kesin olarak karar verilmiş; mahkemece talep aşılarak karar verildiği iddiası ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca kanun yararına bozulması istenilmiştir.
Davacı, bu davasında harca esas değeri de 179.36 YTL göstermek suretiyle davalının 178.20 YTL.sı taahhüt bedeli olmak kaydıyla toplam 218.06 YTL borcu ödemediğini, girişilen icra takibine de yalnızca taahhüt bedeli yönünden itiraz
ettiğini ileri sürerek talepte bulunmuş; davalı ise davacının kendisine hizmet vermediğini, o nedenle taahhüt bedeli altında herhangi bir ücret isteyemeyeceğini, bu bedel dışında kalan fatura bedellerine herhangi bir itirazının bulunmadığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacının eldeki davaya konu yaptığı ve itiraza uğrayan 178.20 YTL yönünden isteminin yerinde olmadığına vurgu yapılmıştır. Bu durumda mahkemece, davanın reddine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken HUMK. 74.maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle itiraza uğramayan ve eldeki davaya da konu edilmeyen alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesi ayrıca kabul ve redde göre davacının yaptığı mahkeme masraflarının taraflar arasında paylaştırılması, davacı vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. O nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. 427.maddesi hükmünce sonuca etkili olmamak koşulu ile kanun yararına bozulması gerekir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK. 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile mahkeme kararının sonuca etkili olmamak koşulu ile kanun yararına BOZULMASINA, 7.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.