YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7105
KARAR NO : 2010/14934
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’dan BMV aracı harici sözleşme ile satın alıp 20.1.2009 tarihli 10.250 TL. bedelli bono verdiğini ancak resmi devrinin verilmediğini ileri sürerek, bono nedeni ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, birleşen dava ile de davalıdan bonoyu ciro ile devir alan Fikret tarafından aleyhine icra takibi yapıldığını ileri sürerek, senedin ve takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, resmi devri vermeye hazır olduğunu savunmuş, davalı … de iyiniyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve senedin ve takibin iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı, davalıdan haricen satın aldığı aracın resmi devrinin verilmediğini ileri sürerek satış bedeli olarak verdiği senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Dava taraflar arasında düzenlenen harici araç satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, 2918 sayılı yasanın 20-d maddesi uyarınca harici araç satım sözleşmeleri geçersizdir. Taraflar geçersiz sözleşmeye dayanarak ancak aldıklarının iadesini isteyebilirler. Bu nedenle araç bedeli ile aracın karşılıklı olarak aynı anda iadesine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bedelin iadesine karar verilmiş olmasına rağmen aracın iadesine karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Davalı …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde de; Birleşen davanın davalısı … tarafından takibe konulan senedi davacı …’nin borçlu olarak imzaladığı, lehdarın davalı … olduğu ve sırasıyla … , … ve en son da diğer davalı …’ya ciro edildiği anlaşılmaktadır. Şayet bonolar ciro edilmişse, TTK’nın 690-599. maddesi hükümleri karşısında keşideci, lehdar ile kendi arasındaki doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Meğer ki poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Öyle olunca, davalı …’in iyiniyetli hamil olmadığı ispatlanamadığı gibi, senedin bizzat davalı … tarafından diğer davalı …’e ciro edilmediği de gözetildiğinde davalı … yönünden davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı …, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı … yararına BOZULMASINA, peşin alınan 138.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.