Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9057 E. 2010/17254 K. 20.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9057
KARAR NO : 2010/17254
KARAR TARİHİ : 20.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıdan daire satın aldığını, daha sonra davalı ile takas işine girerek davalıdan 110.000,00 TL bedelli bir daire aldığını, dairenin tarafına verilmediğini, daire bedelinden 100.000,00 TL’nin tarafına iade edildiğini ileri sürerek, bakiye kalan 10.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “”Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar”” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
2010/9057-17254
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davalı (satıcı)’nın, davacıya (alıcı) daire sattığı anlaşılmaktadır.
4077 Sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Öyle olunca Mahemece, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalıp kalmadığı hususu araştırılarak, öncelikle görev hususunun belirlenip, görevli değilse görevsizlik kararı verilmesi, aksi halde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, görev hususunda hiç bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
2-Davacının, davalıdan daire satın aldığı ve karşılığında 110.000,00 Tl nin ödendiği hususu taraflar arasında tartışmasız olup, davalı davacı adına daha önce dava konusu daire ile takas yaptığı daireyi, davacı adına 132.000,00 Tlye sattığını parayıda davacıya ödediğini savunduğuna göre bu savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerekir, davalının buna ilişkin delilleri toplanarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekiren, davalının yasal delillerle de desteklenmeyen savunması esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi de kabul şekli bakımından ayrıca bozma nedenidir.
SONUÇ: Davacı tarafça temyiz olunan kararın (1) ve (2) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 Tl. temyiz harcının istek halinde iadesine, 20.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.