Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/8622 E. 2012/1163 K. 13.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8622
KARAR NO : 2012/1163
KARAR TARİHİ : 13.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı … 11.9.2003 günü ölen murisi …..’ın çekişmeli taşınmazları davalılar …, …, …, …, …, …, …, … ve …’e değişik tarihlerde kayden satmış ise de, gerçekte hibe ettiğini, bu tasarruflar nedeniyle saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek tasarrufların ihlal edilen saklı payı oranında davalılardan ayrı ayrı bedel olarak tenkisi ile dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Davalılar, açılan davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece yapılan yarılama sonunda davalılar … ve … hakkında açılan davaların feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar …, …, …, …, … ve … hakkında açılan davanın kabulüne, davalı …’tan 1833.46 TL, davalı …’dan 5327.52 TL, davalı …’dan 6410.99 TL, davalı …’dan 1282.94 TL, davalı … …’dan 994.18 TL ve davalı … …’dan 994.18 TL’nin tahsili ile davacı …’a verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar …, …, …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Tenkis (indirim) davası: murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, önceye etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; murisin ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır.Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 3 aylık iaşe bedeli, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçları indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre
değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Medeni Kanun’un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edilip edilmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif ve subjektif unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun’un 565. maddesinin 1, 2 ve 3. bentlerinde gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunu’nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561.maddesinde yer alan mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında, dava edilmeyen kişi ve tasarrufların da bulunduğu ortaya çıkarsa davacının onlardaki hakkı dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa TMK 563. maddede düzenlenen, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde, tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK.565) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanılması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse de sonuç doğurmaz. Dava konusu somut olayda, murisin sağlığında davalılardan … ve …’e yapmış olduğu satışlar gerçek satış olduğu halde terekeye dahil edilmesi, davalılardan bir bölümü saklı pay sahibi mirasçı olmasına rağmen TMK’nun 561. maddesinde belirtilen “mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesinin” gözetilmemesi, yine TMK’nun 570. maddesinde belirlenen tenkisteki sıralamaya uyulmaması, davalı tarafa TMK’nun 564. maddesi gereğince tercih hakkı hatırlatılmadan hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğu gibi, davalılardan … hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsiz olup, davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine,
13.02.2012 günü oybirliği ile karar verildi.