Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/963 E. 2010/8672 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/963
KARAR NO : 2010/8672
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı (karşı davacı) avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Avukat’ın vekili olarak … 28.İcra Müdürlüğü’nün 2005/11235 sayılı dosyasında, 25.10.2005 tarihinde 3.340,00 YTL tahsil ettiğini ancak bunu kendisine ödemediğini, ihtarname ile bedelin talep edildiğini … 28 İcra Müdürlüğü’nün 2005/11233 sayılı dosyasında borçlular aleyhine ödenmemesi gereken paranın istirdadı talebiyle yapılan takibe, borçluların itirazı üzerine … 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/507 esas sayılı dosyasında 12.7.2006 tarihli karar ile İİK 72/6 m. gereğince istirdat davasının 1 yıl içinde açılması gerektiği noktasından davanın reddedildiğini, davalının bu yasal süreyi kaçırdığını, kendisini zarara soktuğunu, kaybettiği davada vekalet ücreti isteminin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek 3.340 YTL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, Avukatlık Kanunu’nun 174/2 m. gereğince azil halinde ücretin tümünün verileceğini, yine 166/1 md. gereğince avukatın müvekkili namına aldığı paraları ücretinin ödenmesine kadar elinde tutabileceğini, çekilen para için hapis hakkını kullandığını, kendisinin 15.9.2005 tarihinde davacının vekili olduğunu, istirdat davasını … 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1999/503 esas, 2003/29 k. Sayılı dava dosyasının oluşturduğunu, istirdat davasının gerçekte açılma süresinin 2000 yılında sona erdiğini, o tarihte kendisinin davacının vekili olmadığını, o tarihte davacının vekili olan şahsın … 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’ndeki menfi tespit davasında davalılara yapılan ödemeleri mahkemeye bildirmeyerek davayı istirdat davasına dönüştürmediğini, davacının bu yüzden hak kaybına uğradığını, bu hususun 2005
2010/963-8672
yılında davacıdan vekalet alındığı sırada davacıya haber edildiğini, ücretini talep ettiğinde azledildiğini, azlin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş, karşı davası ile; takip edilen dosyalar nedeniyle tarife gereğince hesaplanan ücretinin 6.918 YTL + KDV olduğunu, bu dosyalar için 805 YTL masraf yaptığını, toplam alacağının 7.293 YTL vekalet ücreti, 1.312,74 YTL KDV’si ve 805 YTL masraf olmak üzere 9.410,74 YTL olduğunu, davacının alacağı mahsup edildiğinde 6.070,74 YTL davacıdan alacaklı olduğunu bildirerek bu miktarın yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Asıl dava yönünden; Mahkemece, davacının alacağı 2.981,90 TL kabul edilerek bu miktar üzerinden asıl davanın kabulü ile 31.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı, bu alacağını 31.10.2006 tarihli telgraf ile davalıdan talep ettiğini, bu ihtar ile davalıya 7 günlük süre verdiğini beyan etmiştir. B.K.nun 101.maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Ne var ki, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair ihtarname örneği dosyada bulunmamaktadır. Öyle olunca, davacının davalıya çektiği ihtar örneği dosyaya getirtilip davacı tarafından verildiği belirtilen süre de nazara alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesi yazılı şekilde davacı alacağına 31.10.2006 tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Karşı dava yönünden; Davalı-karşı davacı avukatın, davacı tarafından 8.8.2006 tarihinde vekaletten azledildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, azlin haksız olduğu, davalı-karşı davacının takip edilen işler nedeniyle hesaplanan vekalet ücreti alacağının 7.056,87 TL olduğu belirlenmiştir. Mahkemece, davalı-karşı davacının 6.918 TL vekalet ücreti talebi ile bağlı kalınarak, bu miktardan %50 indirim yapılmasının B.K.’nun 44. maddesine uygun olacağı belirtilerek karşı dava yönünden davalı-karşı davacı yararına 3.459 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 174/2 maddesi “Haksız azil halinde Avukat
2010/963-8672
ücretinin tamamına hak kazanır. Şu kadar ki avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücret ödenmesi gerekmez” hükmünü amirdir. Mahkemenin kabulüne ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, azlin haksız olduğu kabul edilmiş olmakla, davalı avukatın tam ücret hakkına sahip olduğu gözardı edilerek, yanlış değerlendirme ile belirlenen vekalet ücretinden %50 oranında indirim yapılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.