YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17485
KARAR NO : 2012/5603
KARAR TARİHİ : 07.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı ,davalı ile imzaladıkları portokol gereğince adi ortaklık kurduklarını, kar ve zararın eşit paylaşılacağının kararlaştırıldığını,sözleşme uyarınca ortaklığın restaurantın işletilmesi ile ilgili olduğunu,25.12.1995 tarihinde başlattıkları ortaklık ilişkisine konu işyerinin 17.08.2009 tarihinde kapanması sonucunda ortaklığın bitirildiğini,ortaklık devam ederken işyerinde çalışan işçilerin … … mahkemesinde açtıkları işçi alacaklarından doğan davaların aleyhine sonuçlandığını ve bu işçilere toplam 44.500 TL ödemede bulunduğunu,davalının % 50 ortaklık hissesi bulunduğundan ödeme nedeni ile ½ sinden sorumlu olduğunu ileri sürerek 22.125 TL alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,taraflar arasında…Restaurant adlı işyerinin 25.12.1995 tarihinden itibaren işletilmesi hususunda % 50’şer hisseler oranında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunu,davacı tarafça açıkca adi ortaklığın feshi ve tasfiyesinin istenmediğinden işyerinde daha önceden çalışan işçilere yapılan bir kısım tazminat ödemelerinin doğrudan diğer adi ortaktan istenmesinin mümkün olmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş ,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında adi ortaklık sözleşmesi olduğu ihtilafsızdır.Davacı eldeki davada ortaklığa konu işyerinde önceden çalışan işçilere yaptığı ödemelerden davalının hisesi oranında sorumlu olduğu iddiası ile eldeki davayı açmıştır..Davacının bu talebi adi ortaklığın fesih ve tasfiye talebini de içermektedir.Hal böyle olunca adi ortaklık sözleşmesi gereği taraflar arasındaki ilişkinin B.K nun 520 vd maddeleri gereğince tasfiyesi gerekir. BK’nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların 2011/17485 2012/5603
Gorülüp ortaklığın aktif ve pasif bütun mal varlıgının belirlenip ortakların birbirleri ıle alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmun bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK’nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gosterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık cıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edilecegi taraflardan sorulmalı, tasfıyede anlastıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir.Mahkemece adi ortaklığın tasfiyesinden sonra davalının davacıya borçlu olup olmadığının belirlenerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 7.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.