Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/3671 E. 2011/8879 K. 07.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3671
KARAR NO : 2011/8879
KARAR TARİHİ : 07.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, …’da ikamet ettiğini, …’da bulunan…… Beach adlı oteli işletmekte olan davalının, otelin işletilmesine ortak olmasını teklif etmesi üzerine, davalıya …’dan 17.12.2005 tarihinde 20.000 Euro, 23.5.2006 tarihinde de 8.000 Euro olmak üzere toplam 28.000 Euro gönderdiğini, 2006 yılında ortaklıkla ilgili hesap istediğinde, davalının bir hesap cetveli sunduğunu, ancak bu cetvelde harcamaların abartılı gösterildiğini, ayrıca davalıya ait şirketin, gerçeğe aykırı olarak otelden yüksek miktarda alacaklı gibi gösterildiğini, davalının bu şekilde sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davalıya … olduğu 28.000 Euronun karşılığı olan 46.536,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı işletmekte olduğu oteli, birlikte çalıştırmak konusunda davacı ile anlaştıklarını, davacıdan aldığı paralarla otele ait kira, elektrik vb. masrafları karşıladığını, kendisi tarafından yapılan harcamaların ise çok daha fazla olduğunu, davacının sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini, otelin, kendi gayretleriyle 2006 yılı sezon sonuna kadar işletildiğini, davacının ödediği paraların iadesini isteyemeyeceğini, ancak ortaklığın feshini talep edebileceğini, işler iyi gitmediği için işletmenin kar elde edemediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında kar zarar ortaklığı bulunduğu, dava konusu edilen paraların da bu amaçla gönderildiği, davalının sebepsiz olarak zenginleştiğinin kanıtlanamadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki “işletme ortaklığı” şeklindeki adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı bu ortaklık nedeniyle davalıya göndermiş olduğu toplam 28.000 Euronun karşılığı olan Türk Lirasının iadesini istemiş, davalı ise masrafları kendisinin karşıladığını, davacının ortaklıktan kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, işletmenin de zarar ettiğini, bu nedenle kendisinden herhangi bir bedel talep edilemeyeceğini savunmuştur. Görüldüğü üzere, işletme ortaklığı konusundaki akdi ilişki davalı tarafından da kabul edildiğine göre, uyuşmazlığın çözümünde Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerindeki hükümler dikkate alınmalıdır. Hemen belirtmek gerekir ki, davacının, “ödediği bedelin iadesi” konusundaki … bu davadaki talebinin, ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. O halde mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekli olup, BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesidir. Aynı Kanunun 530. maddesine göre yönetici ortak, diğer ortaklara hesap vermekle yükümlü olup, dava konusu olayda da, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinde davalı yönetici ortak olduğundan, davacıya karşı hesap vermekle yükümlüdür. Davalı savunmasında, ortaklığın kar elde edemediğini, davacının ödediği paralarla ortaklığa ilişkin ancak bir kısım masrafları karşıladığını, bunun haricinde kendisi tarafından yapılan harcamaların, davacının ödediğinden çok daha fazla olduğunu savunduğuna göre, mahkemece öncelikle yönetici ortak olan davalıdan, ortaklığın tüm gelir ve giderleriyle ilgili hesap listesi istenilmeli, benzeri işletmelerin gelir ve giderleri de gözöünde tutulmak suretiyle, ortaklık konusu olan “otel işletimi”nin niteliğine göre, yapılması gereken harcama ve maliyet bedelleri ile, elde edilebilecek gelir miktarı konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak, davacının ortaklık nedeniyle davalıdan herhangi bir alacağı olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözardı edilerek, davalının sebepsiz zenginleşmesi bulunmadığından bahisle eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 07.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.