YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2034
KARAR NO : 2012/10347
KARAR TARİHİ : 17.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … vekili avukat… ile davacı Asil …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Avukatın kendisine vekaleten, … 1. … Mahkemesinin 2006/855 esas sayılı dosyası ile verilen karar gereğince, … 12. İcra Dairesinin 2010/8837 no’lu dosyası ile ilamlı takip başlattığını, 04.11.2010 tarihinde dosyadan 562.512,75 TL çekmesine rağmen, bu miktarın sadece 401.053,23 TL’lik kısmını ödediğini, aynı icra dairesinin 2010/8838 esas sayılı dosyası ile de, lehine hükmedilen vekalet ücretini de tahsil ettiğini, davalının, hak ettiği avukatlık ücretinden daha fazlasını zımmetinde tuttuğunu, taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin yasaya aykırı olup, geçersiz olduğunu, kaldı ki avukatın başarısından da söz edilemeyeceğini, ayrıca davalının karşı taraftan 30.223,39 TL vekalet ücreti tahsil ettiği halde, kendisinden de aynı miktar kesinti yaptığını, öte yandan KDV kesintisinin de yasal olmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının fazladan alıkoyduğu 115.339,22 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 24.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de, talep miktarını 151.726,04 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 56.132,83 TL’nin 7.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
2012/2034-10347
1-6100 sayılı HMK’nun 294. maddesi gereğince mahkeme,yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Öte yandan kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir.
Somut olayda kararın gerekçesinde, “davalıdan tahsili gereken miktarın 86.356,62 TL olduğu, bu nedenle bu miktar yönünden davanın kabulü gerektiği, ne var ki kısa kararda alacak miktarının 56.132,83 TL olarak tefhim edilmiş olması nedeniyle, tefhim edilen karara göre hüküm kurulduğu” belirtilmiş olup, bu şekilde kısa karar ile kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Bu husus, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup mahkemece, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gereklidir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 17.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.