YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6944
KARAR NO : 2012/10525
KARAR TARİHİ : 18.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … komisyoncusu olduğunu, davalıyla 25.09.2008 tarihli komisyon sözleşmesi imzalamalarına rağmen davalının daha sonra taşınmazı malikinden gizlice satın aldığını öğrendiğini ileri sürerek, sözleşme gereğince taşınmazın yazılı değerine göre hizmet bedeli olan % 6 + KDV miktarı olan 8.142,00 TL nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıyla komisyon ücreti olarak 2.500,00 TL ya anlaştıklarını, bu miktarı davacıya elden ödediğini, gizli satın almanın sözkonusu olmadığını, satış parasını komisyoncu aracılığıyla ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmede öngörülen satış parasının % 3’+ %3’ü üzerinden davanın kısmen kabulüne, 6.900,00 TL nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında Borçlar Kanununun 404. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış olan 25.09.2008 tarihli tellallık sözleşmesi gereğince, davalıya ait taşınmazın satış bedelinin %3’ü oranında tellaliye ücretinin ödenmesinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Davalının, davacı
2012/6944-10525
komisyoncuyu devre dışı bırakarak taşınmazı satın almış olması nedeniyle sözleşmede öngörülen ve dava konusu yapılan satış bedelinin %6’sı oranında tellallık ücretinin %3’ü, davalı alıcı tarafından ödemesi gereken tellallık ücreti olup, davalının alıcı sıfatıyla sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemekle yükümlü olduğunda duraksama olmamalıdır. Bunun dışında satış bedelinin geri kalan %3’ü oranındaki kısmının ise cezai şart niteliğinde bulunduğunun kabulü gereklidir. Davalı tacir olmadığından, BK.nun 161/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde ise tenkisi gereklidir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Dava konusu olayda, tüm bu olgular dikkate alındığında, cezai şartın fahiş olduğunun kabulü gerekir. O halde BK.nun 161/son maddesi gereğince cezai şarttan indirim yapılması gerekirken, mahkemece aksinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün ikinci bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.000 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
..