YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7636
KARAR NO : 2012/13808
KARAR TARİHİ : 28.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak, tapu iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, Davacı … Davalının babası olup, diğer davacıların ise davalı ile kardeş olduklarını, davacı … ile davalının 2003 tarihinde yaptıkları sözleşme mal varlığını bölüşmek için bir takım yükümlülükler altına girdiğini ancak yerine getirmediğini belirterek, sözleşmenin 4.maddesi gereğince dava dışı … ve … isimli şahıslardan alınan ve kendisine devri gereken tarlanın devredilmediğini belirterek tarlanın devrini talep ettiğini, sözleşme gereğince davalının elde ettiği ürünlerden 5 yıldır kendisinin hissesine düşeni vermediğini ileri sürerek kendisine ödenmesi gereken tarla gelirlerinden ve diğer gelirlerden payına düşen kısmın verilmesini, diğer davacıların ise; davacı … ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereğince yine kendilerine ödenmesi gereken davalının elde ettiği ürünlerden 5 yıldır kendilerine düşen payı alamadıklarını ileri sürerek, Davacı … (…) ile davalı arasında yapılan 11.08.2003 tarihli diğer sözleşme ile davalıya bırakılan bahçenin işletim hakkına ait sözleşmenin feshini, davacıların her biri için(… Hariç) 1.500 YTL’nin tahsiline ve sözleşmede belirtilen tarlanın davacı … adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın temyiz edilmesi neticesinde Dairemize ait 14.12.2009 tarihli ilam ile kesin hüküm olarak belirlenen kararların kesin hükmün şartlarını taşımadığı, belirtilen dosyadaki davacılar ile eldeki dosyanın davacılarının ve dava konusu dönemin aynı olmadıkları gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacı vekilinin 24.11.2010 tarihli temyiz dilekçesindeki “davacı … (…) ile davalı arasında yapılan 11.08.2003 tarihli diğer sözleşmenin eldeki dava ile ilgisi olmadığı, anılan sözleşme nedeni ile devam etmekte olan derdest bir dava bulunduğu” noktasındaki beyanı nazara alındığında, Davacı … dışındaki diğer davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi ile davacı … aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Davacı … ile davalı arasında tanzim edilen 11.08.2003 tarihli sözleşme ile; 2002 yılı ve öncesinin hesaplarının yapıldığı, tarafların birbirlerinden borç ve alacaklarının kalmadığı belirtildikten sonra, ortaklık ilişkisinin tasfiyesi niteliğinde hükümler getirilerek, karşılıklı olarak bir takım gayrımenkul ve araç devirlerinin yapılacağı hususu belirlenmiştir. Maddi vakaları ileri sürmek taraflara hukuki nitelemeyi yapmak ise Hakime ait olup, incelenen sözleşme içeriğine göre; davacı ile davalı arasında bir adi ortaklık ilişkisi mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu kabule göre davacı …in talebinin adi ortaklığın tasfiyesi talebi olarak kabul edilerek taraflar arasında bir ortaklık sözleşmesi bulunup bulunmadığı araştırılarak sözleşme bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir. Tasfiye için öncelikle yönetici ortaktan hesap istenmesi, tayin edilecek süre içinde hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap vermekten kaçınmış sayılacağı kabul edilerek, buna göre tasfiye işlemlerinin yapılması gerekirken, dava konusu olayda ise böyle bir usulün izlenmemiş olduğu görülmekte olup, mahkeme hükmünün Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin hüküm ve düzenlemelerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
O halde açıklanan tüm bu nedenlerle, adi ortaklığın tasfiyesi için mahkemece, öncelikle kurulduğu tarihten itibaren ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili defterler ve bu defterlerin dayanağı olan belge ve faturaların ibrazı sağlanmalı, eldeki değerler belirlenerek bunlar ortaklığın aktifinde dikkate alınmalı, yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan yapılan tüm … ve harcamalara ilişkin bedeller ile, gerekli görülecek diğer hususlar konusunda hesap listesi istenilmeli, hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap vermekten kaçınmış sayılacağı kabul edilmeli, hesap listesinin verilmesi halinde ise, hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği yine taraflardan sorulmalı, taraflar tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmeli, taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde ise, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla, verilen hesap listesinin, defter ve belgeler ile harcanan bedellerin uyumlu olup olmadığı belirlenerek denetimi sağlanmalı, tasfiyeye esas değerin, karar tarihine en yakın tarih olacağı gözden uzak tutulmamalı, ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve vermiş oldukları sermaye iade edildikten sonra ortaklara paylaştırılması gereken miktar belirlenmeli, tasfiye bu şekilde gerçekleştirilmelidir. Açıklanan hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle, davacı … dışında kalan diğer davacıların temyiz itirazlarının reddine, 2.no’lu bentte açıklanan nedenler ile davacı tarafından temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.