Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/9777 E. 2012/29003 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9777
KARAR NO : 2012/29003
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı köy tüzel kişiliğine ait ekmek fırınını yapılan ihale sonunda davalıdan kiraladığını, 20.12.2002 tarihli ihaleyi de kendisinin kazandığını, ancak davalı köy tüzel kişiliğinin sebepsiz bir şekilde ihaleyi fesh ettiğini, köy muhtarının da 1.1.2003 tarihinde kendisini fırından çıkardığını ve eşyalarını tahliye ettiğini, 3091 sayılı yasaya göre yaptığı müracaatın reddine dair valilik işleminin idare mahkemesince iptal edildiğini, fırını işletemediği için gelir kaybına uğradığını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 10.000 TL tazminatın tahsilini istemiş, 28.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 84.240,00 TL’ne çıkartmıştır.
Davalı, duruşmada davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle 2003–2004 yıllarında davacının uğradığı kar kaybı olan 84.240 TL’nın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Serbest muhasebeci -mali müşavir tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2003–2004 yıllarında davacının gelir kaybı 84.240 TL olarak
2012/9777–29003
belirlenmiş bulunmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, öncelikle görüşüne başvurulan bilirkişinin konusunda uzman olması zorunludur. Eldeki davada ise, tayin olunan bilirkişi muhasebeci-mali müşavir olup, fırın işletmesi konusunda uzman olduğunun kabulü olanaklı değildir. Öte yandan düzenlenen raporun içerik itibariyle de olayı aydınlatmaktan uzak olduğu da anlaşılmaktadır. Bilirkişi sadece varsayımsal olarak üretilen ekmek adedinden götürü olarak giderleri düşmüş ve miktarı belirlemiştir. Oysaki her şeyden önce davaya konu fırının köy fırını olduğu, sınırlı sayıda insana hizmet verebileceği gözardı edildiği gibi, fırının bulunduğu mahal, trafiğin yoğun olduğu bir yerde olup olmadığı, köy halkından başka insanlara konumu gereği ekmek satışının yapılıp yapılamayacağı yapılamaz ise köy nüfusu nazara alınarak kaç kişiye satış yapılacağı, köydeki yaşam koşulları gereği ailelerin ekmek ihtiyaçlarını kendi yaptıkları ekmeklerle karşılayıp karşılamadığı araştırılmamıştır. Öte yandan emsal nitelikteki bir fırının ne kadar kazanç elde edebileceği hususunda da herhangi bir araştırmada yapılmamıştır. Diğer taraftan, bilirkişi ekmek üretimi için gerekli olan giderlerin neler olabileceği hususunda da herhangi bir belirleme yapmamış, götürü olarak %25 gider belirlenmiştir. Kaldı ki bir köy fırınının 2003 ve 2004 yıllarında o tarih için yüksek olan 84.240 TL net gelir elde edeceğinin kabulüde hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu itibarla mahkemece öncelikle fırın işletmeciliği hususunda (mümkünse köylerdeki fırın işletmeciliği konusunda) uzman bilirkişi tayin edilmeli, fırının bulunduğu köyün ve fırının konumu (yol üzeri olup olmadığı) köy halkından başka kişilere de ekmek satma olanağının bulunup bulunmadığı köy halkının ekmek ihtiyacını kendi evlerinde yaptıkları ekmek ile karşılayıp karşılamadığı gibi fırının gelirini ve ekmek satışına etki edebilecek tüm unsurlarda gözetilmek ve gerekirse emsal nitelikteki köy fırınlarının durumuda araştırılmak suretiyle fırının ihtilaflı dönemde elde edebileceği brüt gelir belirlenmeli, ekmek üretimi için gerekli olan tüm işçilik, un fiyatları vs. su elektrik, kira bedellerinin vs. nin ne olduğu hususunda bilirkişiden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı, bu suretle belirlenecek sonucuna göre aşağıda belirtilecek hususta gözetilerek karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek hiç bir şekilde kabul edilmesi mümkün olmayan bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Davacının ihale ile davalı köy muhtarlığından kiraladığı, fırından sözleşmeye aykırı bir şekilde 2012/9777-29003
çıkarıldığı dosya kapsamından ve idare mahkemesi kararında anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacının kira dönemi için uğradığı kar kaybını istemeye hakkı vardır ve bu husus mahkemninde kabulündedidr. Ne var ki davacınında uğradığı -uğrayacağı zararı azaltmak için üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesi zorunludur. Bu bağlamda davacının davaya konu fırın gibisi bir fırını aynı sözleşme koşulları ile nekadar zamanda kiralayabileceğinin belirlenmesi gerekir. Davacının aynı koşullarla başka bir fırını ne kadar zamanda kiralayacağı belirlendikten sonra davacının belirlenen bu süreye tekabül edecek olan zaman için kar kaybı isteyebileceği gözetilmelidir. Hal böyle olunca konusunda uzman bilirkişiden davacının aynı koşullarda bir fırını ne kadar zamanda kiralayabileceği hususunda rapor alınmalı ve belirlenecek bu süreye tekabül eden az yukarıda 2 numaralı bentte belirtilen şekilde tespit edilecek kar kaybına hükmedilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2 ve 3 numaralı bentler uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.