YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26819
KARAR NO : 2015/20587
KARAR TARİHİ : 17.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Dr….’ın … markası ile bilinen diğer davalı şirketin kurucu ortağı veya yönetici olup, aynı zamanda bu şirkette çalıştığını, solunum güçlüğü sebebiyle davalıya muayenesinden sonra “ nazal solunumu olumsuz etkileyen bilateral konka hipertrofileri ve eksternal nazal deformite ” tanısı ile 17.05.2011 günü ameliyata alındığını, ancak ameliyatın sağlık sorunlarını ve burnunun şekil bozukluğunu gidermediğini,operasyon izlerinin de belirgin vaziyette olduğunu, davalı ile yaptığı görüşmede hatasını kabul ettiğini, operasyon için ödediği meblağın iadesini talep ettiğini, bu talebine olumlu yanıt alamadığını, ayıplı tıbbi hizmet sonucunda beklentisinin karşılanmamış olması ve davalının ilgisiz tutumu karşısında hayal kırıklığı ve manevi çöküntü yaşadığını ileri sürerek, tahsil edilen 4.000,00 TL’ nin iadesine, fazlaya ilişkin maddi kayıplara dair haklarının saklı tutulmasına,şimdiye kadar yaşamış olduğu ve yeniden ameliyat olacağı için yaşayacağı acı ve üzüntüye karşılık olarak 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilde tekerrüre yer vermeyecek şekilde müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiş ;hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafa mahkemece, 11.06.2013 tarihli duruşmada, “Davacı …’in … Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına sevkiyle 2 yıllık bekleme süresinin dolmuş olması da nazara alınarak gerekli muayene ve kontrolünün yapılarak rapor tanzim edilmesinin istenmesine…” karar verilmiş,11.09.2013 tarihli duruşmada ise,…davacının Adli Tıp Ana Bilim dalı bulunan Üniversite Hastanesine sevkiyle rapor alınması hususunda bir aylık kesin süre verilmesine, bir aylık süre içerisinde Mahkeme’mize rapor için sevki hususunda müracaat etmediği takdirde rapor alma talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve buna göre yargılama yapılarak hüküm kurulacağı hususunun davacı vekiline ihtar edilmesine(ihtarat yapıldı), şeklinde karar verilmiştir. Tarafların bazı usulî işlemleri belli bir süre içinde yapmaları için hakimin bir tarafa kesin mehil verebileceği HMK’nun 94 ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kesin mehil, davanın en az masrafla ve sürüncemede bırakılmadan bir an evvel sonuçlanmasını temin için hakime tanınan yasal takdir yetkisidir. Ancak kesin mehil verilen işlemin yapılmaması, bir hakkın ortadan kalkması sonucunu doğurduğundan bu konudaki kararın yasaya uygun olması zorunludur.Bu nedenle HMK’da taraflara verilecek kesin süreye ilişkin ara kararlarda, yapılması gereken işlerin neler olduğunun açıklıkla belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, dava şartına yönelik gider avansı ile ilgili olarak verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça yazılmalıdır. (Bkz. HGK 21.9.1983 T. 14/3447-825 sayılı kararı) Aksi takdirde kesin mehle uymama, hukuki sonuç doğurmayacaktır.Yukarıda açıklanan şekilde usulüne uygun olan kesin süreye dayanılarak dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmesi HMK 27 ve 294’üncü maddeleri gereği iken, mahkemece hüküm için yeterli olmayan, kaldı ki mahkemenin de kabulünde olduğu gibi ön rapor olduğu tartışma konusu bulunmayan yetersiz Adli Tıp Raporu ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 119,55 TL harcın istek halinde iadesine, 17/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.