Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/44713 E. 2015/35180 K. 02.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/44713
KARAR NO : 2015/35180
KARAR TARİHİ : 02.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI K.DAVALI : … vekili avukat …
DAVALI K.DAVACI : 1- …, 2-… vekili avukat …

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı-karşı davalı avukatınca duruşmalı, davalı-karşı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacı taraftan gelen olmadı. Davalılar-K.davacılar vekili …’in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, .. parsel sayılı taşınmazı malikler … ve …’dan 23.12.2011 tarihinde satın aldığını,satış bedeli olarak taraflar arasında 2.150.000 Amerikan Doları olarak belirlenen gayrimenkul bedelinin bir ödeme planına bağlandığı, bu planın 2.000.000 Amerikan dolarının satış tarihinde bloke çek, bakiye kalan 150.000 Amerikan dolarının da 25.000’er dolarlık çekler halinde ödenmesi konusunda anlaşıldığını, satış tarihinden 8 ay sonra 25.08.2011 tarihinde arka bahçedeki sınır komşusu … ihbarnamesi ile arka bahçedeki 187.07 metrekare alanın taşkın alan olarak tespit ettirildiğini ve bu nedenle de eski hale getirme ve geçmiş yıllar için ecrimisil taleplerinin bildirildiğini,söz konusu taşkın alanla ilgili olarak satıcıların satış öncesi herhangi bir bilgi vermediklerini, arka bahçenin diğer komşu binaların bahçelerinin sınırları ile aynı hizada olması nedeniyle kadastro kontrolü yapmadıklarını, mevcut durum karşısında 187 m2 gibi büyük bir alanın kendisine ait olmadığını öğrendiğini, eski hale getirme tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğunu ve hayat boyu taşkın alan için bir bedel ödeme yükü altında bulunduğunu, bu hata sebebi ile tapu satış bedelinin 2.000.000 Amerikan Doları olarak tespiti ile ödenen 2.030.000 Amerikan Doları ödeme yapıldığından fazladan ödenen 30.000 Amerikan Doları’nın iadesi ile bakiye kalan 120.000 Amerikan Doları alacağın iptal edilmesini davalıların elinde bulunan 5 adet 25.000 Amerikan Doları tutarındaki belgenin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiş ve karşı dava ile de, 22.12.2010 tarihli protokol hükümleri gereğince 120.000 Amerikan Doları ile birlikte protokolden doğan sözleşmesel gecikme cezası olan 6.000 Amerikan Dolan ile birlikte toplam 126.000 Amerikan Dolarının temerrüt tarihi olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek döviz üzerinden aylık % 1 sözleşmesel gecikme faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece,davacının davalı … ve birleşen dava dosyası davalısı … yönünden davasının reddine, davalı … yönünden dava tarihinden önce ölmüş olduğu gözetilerek davanın dava yokluğu şartı nedeni ile reddine, Davalı -Karşı davacılar …ın davasının kabulü ile hissesine isabet eden 63.120,00 USD’nin 10.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yabancı mevduata işleyecek en yüksek faiz oranından karşı davalıdan tahsil edilerek karşı davacı … verilmesine, Karşı davacı …’ın davasının kabulü ile hissesine isabet eden 63.120,00 USD’nin 10.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yabancı mevduata işleyecek en yüksek faiz oranından karşı davalıdan tahsil edilerek karşı davacıya … verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı ve davalılar-karşı davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-karşı davalının tüm, davalılar-karşı davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İncelenen dosya kapsamına göre,22.10.2010 tarihli gayrimenkul alımına ilişkin ödeme protokolünün 4. maddesinde,”… temerrüt tarihinden aylık Amerikan Doları bazında % 1 ( TL bazında en yüksek banka reeskont faizi ) gecikme faizi ödenecektir.” hükmünün kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın Dairemiz incelemesine geldiği aşamada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. Maddesinde , ” Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır ” denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7.maddesinde aynen “ Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138.maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)’nun 88. maddesindeki “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz ” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “ Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; uyuşmazlığın çözümü bakımından karar tarihinden önce yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren 6098 sayılı TBK 88 ve 120. Maddelerinin ve 6101 sayılı yürürlük Kanun’unun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
TBK’nun 88 ve 120. Maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re’sen gözetileceğinin kabulü gerekir.O halde faize ilişkin TBK’nun 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesinde; TBK.nda ” temerrüt faizi” başlıklı 120. Maddedeki düzenlemeye göre, uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre belirlenecektir.Hal böyle olunca mahkemece, hükmedilecek temerrüt faizinin TBK’nun 120.maddesine göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalının tüm, davalılar-karşı davacıların ikinci bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalılar-karşı davacılar yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılar-karşı davalılardan alınarak davalılar karşı davacılara ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde davalı-karşı davacılara iadesine; aşağıda dökümü yazılı 3.048,65 TL kalan harcın temyiz eden davacı-karşı davalılardan alınmasına, 02/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.