YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27634
KARAR NO : 2016/5843
KARAR TARİHİ : 25.02.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-… tarafından ve davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’un 8.9.2006 tarihinde Halkbankasından kullandığı konut kredisine diğer davalı …’ın müteselsil kefil olduğunu, kredinin çekilebilmesi için davalı …’a 17 nolu parseldeki taşınmazını kredi sözleşmesinin yapıldığı tarihte, 8.9.2006 tarihinde tapuda devir ettiğini, davalıların kredi borcunu ödemeyince ipotek konulan taşınmazın satılmaması için kredi taksitlerinin çoğunluğunu bankaya kendisinin ödediğini ileri sürerek ödediği taksitler tutarının tahsili için yapılan takibe haksız itirazlarının iptali ile % 20 tazminata karar verilmesini istemiş, davalı … aleyhine açtığı birleşen dava ile de tapusun devir ettiği 17 nolu parseldeki taşınmazın tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davacının kendisine borcunun bulunduğunu, karşılığında davaya konu taşınmazı devir ettiğini, bakiyesine de kredi borcunu ödediğini savunmuş, davalı … da, davalı …’un davacı adına bankadan 100.000 TL.lik kredi kullandığını ve kredinin 50.000 TL.nın davacı, 50.000 TL.sinin de oğlu Ercüment’e verildiğini, bu nedenle kredi borcunun 50.000 Tl.nı davacıya geri ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile, 105.059,79 TL. üzerinden itirazın iptali ile % 20 tazminatın davalılardan tahsiline, birleşen davanın da reddine karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı …’a bankadan kredi kullandırmak amacıyla taşınmazını inançlı işlem ile davalı …’a tapuda satış göstererek devir ettiğini bu şekilde kullanılan 100.000 TL.lik kredi tutarının kendi hesabına yattığını, bunun 30.000 TL.nı kendi hesabında bırakarak, 70.000 TL.nı davalı …’a verdiğini, kredi borcunun ödenmesinde ise davalı …’ın 22.000 TL.nı verdiğini, diğer ödemeleri kendisinin yaptığını ve halen kredi borcunun bulunduğunu ileri sürerek, ödediği kredi bedelinin 127.059,79 Tl.nın tahsilini eldeki dava ile talep etmiş ve birleşen dava ile de; inançlı işlem ile devir edilen taşınmazının davalı … adına olan tapusunun iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Davalı …, ortada bir inançlı işlem bulunmadığını, davacının kendisine olan borcundan dolayı tapu devrini yaptığını ve kredi borcunu ödemeyi üstlendiğini açıklamış, davacının teklif ettiği yemininde ise, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını tapusu devir edilen taşınmazda davacının oturması karşılığında kredi borcunu ödemeyi davacının üstlendiğini, kredi bedelini de davacının aldığını savunmuştur. Davalı … ise; davacının paraya ihtiyacı nedeni ile taşınmazını davalı …’a satış göstererek , Mesut’un bankadan 100.000 TL.lik konut kredisi kullandığını, bu kredinin 50.000 TL.nı davacının 50.000 TL.nı da oğlu Ercüment’in aldığını, kredi borcunun ilk 4 taksitini bankaya kendisinin ödediğini, davacıya da 50.000 TL. ödeme yaptığını savunarak borcunun bulunmadığını açıklamıştır.
Mahkemece, davacının bankaya ödediği toplam bedelin talebe göre 127.059,79 TL.ndan davalının davacıya ödediği 22.000 TL.nin mahsubu ile, bakiye 105.059,79 TL.yi davacının talebe hakkı bulunduğu kabul edilmiş ve birleşen dava açısından da, taraflar arasında inançlı işlem yapıldığının kabul edilmeyeceği kaldı ki, inançlı işlem nedeni ile tapu iptal ve tescil davasının açılabilmesi için borcun tamamının ödenmiş oması gerektiği ancak kredi borcunun tamamının ödenmediği anlaşıldığından tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı … tarafından dava dışı bankadan kullanılan 100.000 TL.lik kredinin davacı hesabına yattığı ve 50.000 TL.sinin davacı , 50.000 TL.sinin de davalı … tarafından alındığı tarafların beyanları ile özellikle davalı …’ın kabulünden anlaşılmaktadır. O halde, kullanılan kredinin yarı yarıya paylaşıldığı gözetildiğinde, ödemesinin de davacı ile davalı … tarafından yarı yarıya yapılması esastır. Mahkemece, kredinin bankaya ödenmesi gereken toplam tutarından tarafların yarı hissesine düşen tutarı belirlenerek, davacı tarafından dava dışı bankaya yapılan ödeme tutarına oranı bulunarak davalı …’ın yarı hisseye göre ödemesi gereken tutarı bulunmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince temyiz olunan kararın temyiz eden taraflar yararına bozulmasına, 2. Bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 1.794,15 TL harcın davalı-…’e, 25,20 TL harcın davacıya iadesine, 25/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.