Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/8893 E. 2016/12762 K. 10.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8893
KARAR NO : 2016/12762
KARAR TARİHİ : 10.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı, davalı ,,,. avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmiş; ancak dosya içerisinde duruşma pulu alındığına dair bilgi ve belge bulunmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı müteahhit şirketten 300.000,00-TL’ye bağımsız bölüm satın aldığını, 25/02/2011 tarihinde kat irtifak tapusunun verildiğini, sözleşme bedelinin 220.00,00-TL’sinin davalı bankadan alınan konut kredisi ile ödendiğini, dairenin sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim edilmediğini, ihtar çektiğini, sonuç alamadığını, bağlı kredi kullandırması nedeniyle davalı bankanın da sorumlu olduğunu ileri sürerek, 24.02.2011 tarihli daire satış sözleşmesinin 4077 sayılı yasaya aykırılık nedeni ile feshine, davalı şirkete ödenen 80.000,00-TL’nin ihtarın tebliği tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine, yoksun kalınan kira kaybının tespiti ile 31/08/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, konut finansman kredisinin feshi ile ipotek şerhinin kaldırılmasına, karar verilmesini istemiş; 19/12/2014 tarihli celsede, öncelikle sözleşmeden dönme hakkını kullandığını,kabul edilmediği taktirde uğramış olduğu zararların tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, edimin %90-95 oranında tamamlandığını, ayıp bulunmadığını, kira kaybı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davalı banka, bağlı kredi olmadığını, süresinde talepte bulunulmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00.TL kira kaybının dava tarihi olan 12/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ait talebin ve sözleşme feshine ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı …tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının davalı şirket tarafından inşa edilen….Konutları’ndan 24.02.2011 tarihli sözleşme ile bir bağımsız bölüm satın aldığı, satış bedelinin 220.000,00-TL’sinin davalı bankadan kullanılan konut kredisi ile ödendiği, davalı şirket ile davalı banka arasında “Çerçeve Kredi Sözleşmesi” imzalandığı, davalı banka tarafından kredinin, belirli bir proje kapsamında ve belirli bir satıcı ile sözleşme yapılması koşuluyla kullandırılmış olduğu, bir başka ifade ile bağlı kredi niteliğinde bulunduğu, 25/02/2011 tarihinde kat irtifak tapusunun verildiği, sözleşmede satıcının 31.08.2011 tarihinde konutu teslim etmeyi yükümlendiği, sözleşmenin 11. maddesine göre ek üç aylık sürenin ilavesi ile teslim süresinin 31.11.2011 olduğu, ancak bu tarihte ve dava tarihinde halen bağımsız bölümün teslim edilmediği, mahkemece yaptırılan keşif ile B2 Blokta inşaat seviyesinin % 80 aşamasında olduğunun, blokların tamamı ve çevre düzenlemesi gözönüne alındığında projenin tamamlanma oranının % 85 olduğunun ve dairenin oturulabilir durumda bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmakta olup, mahkemenin de kabulündedir. Davacı, bağımsız bölümün süresinde teslim edilmemesi nedeni ile sözleşmeden dönme, ödenen bedelin iadesi, konut kredi sözleşmesinin feshi, ödenen taksitlerin faizi ile iadesi ve kira kaybının tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. 19/12/2014 tarihli celsede davacı vekili; öncelikli taleplerinin sözleşmeden dönme olduğunu, aksi halde yoksun kalınan kira bedelinin tahsilini istediklerini bildirmiştir. Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme hakkını süresinde kullanmadığı, davaya konu taşınmaz ve çevresi incelendiğinde davalı müteahhidin inşaatı bırakarak terk ettiği devam etmediği; bu durumda davacının davayı süresinde açtığı kabul edilse bile sözleşmeyi feshetmesinde hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davacının sözleşme feshinedair talebinin reddine ancak yoksun kalınan kira kaybının istenebileceği gerekçesi ile diğer taleplerin reddine, yoksun kalınan kira kaybının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalı şirketin taahhüt ettiği tarihte bağımsız bölümü teslim etmediği, dava tarihi itibariyle de konutun oturulabilir nitelikte olmadığı, davacıya fiilen teslim yapılmadığı, davalı şirketin sözleşmede öngörülen borcunu ifa etmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının satış sözleşmesinden dönme hakkını kullanabileceği açıktır. Bu durumda mahkemece, satış sözleşmenin feshi şartlarının oluştuğu gözetilerek davacının öncelikli olan bu talebinin gözetilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve teslim olmadığı halde teslimden itibaren 1 ay içerisinde sözleşmeden dönme hakkını kullanmadığı gerekçesiyle davacının terditli taleplerinden yoksun kalınan kira tazminatına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalı …nin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalı …nin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.