YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6926
KARAR NO : 2020/4868
KARAR TARİHİ : 17.06.2020
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla … 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 2012/117 esas 2016/597 karar sayılı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nin 2017/654-2017/624 karar sayılı kararının süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı hastanede 13/11/2010 tarihinde prostat ameliyatı olduğunu, anestezinin etkisi geçmemiş iken odasına getirildiğini, hemşire tarafından sağ kalçasından ağrı kesici olduğu söylenen iğne yapıldığını, o anda bacağında korkunç bir uyuşma hissettiğini, sağ bacağının iğneden sonra bir daha iyileşmediğini, sakat kaldığını, davalı hastanede yapılan tedavi ve iğnenin tıp kurallarına uygun olmadığını, olay öncesi belediyede işçi olarak çalışırken olay sonrası çalışamaz duruma geldiğini ileri sürerek; davalı hastane tarafından yaşatılan maddi ve manevi hasar karşılığı olarak 30.000,00 TL (Bin TL’si harca tabi) maddi ve 100.000,00 TL manevi zararın tazminine (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, maddi tazminat talebinin fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere kabulü ile 30.000,00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hükme karşı, davalı taraf istinaf yoluna başvurmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesince de; ”Dairemiz İlk Derece Mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/12/2016 tarih, 2012/117 Esas, 2016/597 Karar sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince istinaf kanun yolu başvurularının esastan reddine, ”karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalı hastanede davacının ameliyatı sonrası gluteal bölgeden gerçekleştirilen intramüsküler enjeksiyon neticesinde davacıda gerçekleşen enjeksiyon nöropatisi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Yerel mahkemece, davacıya ait tıbbi tedavi evrakları getirtilerek … Üniversitesi … Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi, Nöroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan 09/06/2014 tarihli raporda; davalı kurumda davacının esas sorunu olan prostat hastalığı için yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu, ancak tedavinin bir parçası olan ve davalı ile sözleşmeli iş ilişkisinde bulunan hemşire …’in yaptığı kalçadan kas içi ilaç enjeksiyonu sonrası düşük ayak geliştiğinin (Enjeksiyon Nöropatisi) anlaşıldığı, yapılan enjeksiyon işlemi ile davacının maluliyeti arasında olayın meydana gelişi ve tıbbi sonuçları irdelendiğinden illiyet ilişkisi olduğu, enjeksiyon nöropatisinin mekanik olarak yapılan iğneye veya kullanılan ilaca bağlı olmak üzere toksit etkisi ile gelişen komplikasyon olduğu, siyatik sinirin kalçadan geçerken farklı lokalizasyonlarda olabileceği, yani bazen enjeksiyon yeri doğru yapılsa dahi siyatik sinirin anatomik varyasyonlarından dolayı hasarlanabileceğinin bilindiği, ancak böylesi varyasyonların son derece nadir olduğu ve siyatik sinir trasesine yönelik bir MR incelemesi ile böyle bir durumun araştırılabileceği, varyasyon ihtimali dışlandığında gereken dikkat ve özenin gösterilmesi halinde önlenebileceği, bu durumun dikkat ve özen eksikliğine bağlı kusur olarak kabul edilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Davalının itirazı üzerine Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu’ndan alınan 03/08/2016 tarihli raporda ise; dava konusu olayda kişiye sağ gluteal bölgeden intramuskuler enjeksiyon yapıldığı, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durumunda da arazlara sebep olabildiği, bu durumun her türlü özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği kanaati bildirilmiş ve mahkemece davacının işgücü kaybı ve maddi tazminat talebine ilişkin hesaplamalar yaptırıldıktan sonra … Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce de; ”..Her ne kadar mahkemece aldırılan raporlar arasında çelişki olsa da, 09/06/2014 tarihinde Üniversite Öğretim Üyelerinden alınan bilirkişi raporunun dava konusu uyuşmazlığı çözmeye uygun olduğu, denetime elverişli olduğu, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasının usul ekonomisi gereğince doğru olmadığı ve yargılamanın daha fazla sürüncemede bırakılmaması için yeni bir rapor alınmasının dosya içeriğini değiştirmeyeceği ve mahkemeninde üniversite öğretim üyelerinden alınan rapora uygun karar verdiği anlaşıldığından davalının çelişkiyi giderecek yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir…” gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de mahkemece hükme esas alınan ilk raporun itiraza uğradığı, itiraz sonucu yeniden ve farklı bir kurumdan rapor alınmasına karar verildiği, alınan Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu’nun raporunda ise meydana gelen olayın komplikasyon olarak nitelendirildiği ve böylece iki rapor arasında çelişki oluştuğu ve yine hükme esas alınan raporda enjeksiyon nöropatisinin komplikasyon olduğunun, siyatik sinirin kalçadan geçerken farklı lokalizasyonlarda olabileceği, bu şekilde bir varyasyon ihtimali dışlandığında meydana gelen sonucun gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi ile önlenebileceğinin beyan edildiği, ancak raporda varyasyon ihtimali bulunup bulunmamasına göre farklı sonuçlara ulaşılacağının belirtildiği ve böylece, bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş farklı bir heyetten, taraf ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/117 Esas 2016/597 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 17/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.