YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6746
KARAR NO : 2020/1557
KARAR TARİHİ : 19.02.2020
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı, Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kabulüne, karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı-karşı davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-karşı davalı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen kooperatif üyeliği nedeniyle 1.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiş, 09.11.2015 tarihli dilekçesi ile talep miktarını 4.200,59 TL’ye yükseltmiş, birleşen dava dilekçesinde yine aynı kooperatif üyeliği nedeniyle 60.668,23 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı … vekili, asıl ve birleşen davanın reddini savunmuş, karşı dava dilekçesinde belirtilen mallar nedeniyle 1.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiş, 23.11.2015 tarihli dilekçesi ile talep miktarını 5.377,58 TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl ve birleşen davanın kabulüyle 4.200,59 TL ve 60.668,23 TL alacağın tahsiline, karşı dava hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm, davalı-karşı davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı-karşı davacı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı-karşı davacı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Mahkemece, 01.12.2015 tarihli ilk kararla asıl davanın kabulüyle 4.200,59 TL alacağının tahsiline, karşı davanın kabulüyle 5.377,58 TL alacağının tahsiline karar verilmiş, davacı-karşı davalı … vekilinin temyiz itirazı üzerine temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.05.2018 tarihli bozma ilamıyla hüküm “asıl dava yönünden kooperatif ödemeleri için çekilen kredinin kapatılması için davacı-karşı davalının kredi kullandığı, aracını sattığı ve akrabalarından borç alarak elde ettiği parayı davalı-karşı davacıya verdiğine yönelik delilleri toplanarak ve davacı-karşı davalının yemin deliline dayandığı, yemin teklif etme hakkı olduğu gözönünde bulundurularak karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, 01.10.2018 tarihli 1. oturumda bozmaya uyulmasına karar verilmiştir. Birleşen dava bozmadan sonra ek dava niteliğinde açılmıştır.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtayın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İçtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan mahkeme, bununla bağlıdır.
Ne var ki; Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, bozma ilamında, “asıl dava yönünden kooperatif ödemeleri için çekilen kredinin kapatılması için davacı-karşı davalının kredi kullandığı, aracını sattığı ve akrabalarından borç alarak elde ettiği parayı davalı-karşı davacıya verdiğine yönelik delilleri toplanarak ve davacı/karşı davalının yemin deliline dayandığı, yemin teklif etme hakkı olduğu gözönünde bulundurularak karar verilmesi gerektiği” belirtilerek eksik araştırma nedeniyle bozulduğu halde, Mahkemece, tanık … tarafından verilen para ile borçların kapatıldığı belirtilerek yetersiz araştırma ve inceleme ile davalı-karşı davacının evlilik öncesi yaptığı ödemeler nedeniyle denkleştirme yapılarak alacağa hükmedilmesi hatalı olmuştur. O halde, Mahkemece, kooperatifin ödemeleri için çekilen kredinin kapatılması için davacı-karşı davalının kredi kullandığı, aracını sattığı ve akrabalarından borç alarak elde ettiği parayı davalı-karşı davacıya verdiğine yönelik iddiasını ispatlaması için 15.05.2018 tarihli bozma ilamında belirtilen deliller toplanarak, davacı-karşı davalının yemin hakkı da hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmemiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı-karşı davacı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı-karşı davacı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.