Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2017/7665 E. 2017/11475 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7665
KARAR NO : 2017/11475
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacılar, murislerinin davalılardan…’a 1977 yılında vekalet verdiklerini, bu vekaletle davalının, murislere ait taşınmaz hisselerini diğer davalıların murisi olan…’a vekaleti kötüye kullanarak gayri menkul satış vaadi sözleşmesi ile satmayı vaadettiğini, her ne kadar davalı … tarafından karşılık olarak murislere bir kısım senetler verilmişse de bunların da tahsil edilemediğini ileri sürerek anılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar … mirasçıları ve davalı … ayrı ayrı davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece,… Mirasçıları hakkında açılan davanın kesin hüküm nedeni ile reddine, … yönünden ise zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekaleten düzenlenen 09/12/1977 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Temyiz yoluyla incelemeye konu olan uyuşmazlık ise; davalı …’ın 28/06/2014 tarihli cevap dilekçesinde yazılı “… Aradan bu kadar uzun bir zaman geçmiş olması ve hiç davaların açılmamış olması karşı tarafın kötü niyetini ortaya koymaktadır. İş bu sebeplerle davanın reddi gerekmektedir…” şeklindeki beyanının zamanaşımı def’i olarak nitelendirilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/8-132 Esas 2013/1389 Karar sayılı ilamında’ da belirtildiği üzere Zamanaşımı hukuki açıdan “def’i” (kişisel savunma) niteliğindedir. Borçlu borcunu ifadan kaçınmak istiyorsa, zamanaşımı def’inde bulunmalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava edilebilme niteliğini kaybettiğini beyan etmelidir. TBK m. 161 de açıkça belirtildiği üzere, “zamanaşımı ileri sürülmezse, hakim bunu kendiliğinden gözönüne alamaz”. Bu açıdan somut olay değerlendirildiğinde; davacılar vekili, vekaleten düzenlenen 09/12/1977 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğinin tespitini istemiş, Davalı … ise cevap dilekçesinde yukarıda aynen alınan beyanı ile davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının bu beyanı, zamanaşımı def’i olarak değerlendirilmek suretiyle zamanaşımı nedeniyle dava reddedilmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsetmemiş olup, davalının, ‘aradan bu kadar uzun bir zaman geçmş olması…kötü niyeti ortaya koymaktadır’ ifadesinin zamanaşımı def’i olarak değerlendirmesi mümkün değildir. Az yukarıda belirtildiği üzere, zamanaşımı hukuki açıdan “def’i” (kişisel savunma nedeni) niteliğinde olduğundan, davalı ifadan kaçınmak istiyorsa, açıkça zamanaşımı def’inde bulunmalı ve alacağın zamanaşımına uğradığını beyan etmelidir. (TBK m. 161)’de açıkça belirtildiği üzere, davalının ileri sürmediği zamanaşımı def’ini, hakim kendiliğinden dikkate alamaz.
Mahkemece, davalının beyanının zamanaşımı def’i niteliğinde bulunmadığı gözetilmek suretiyle, işin esasına girilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.