YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1094
KARAR NO : 2012/694
KARAR TARİHİ : 02.02.2012
KARAR
Irza geçme ve reşit olmayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.12.2005 gün ve 2005/455 Esas, 2005/395 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa isnat edilen reşit olmayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçunun 765 sayılı TCK.nın 430/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, Haziran 2003 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5252 sayılı Kanunun 9/3 ve CMK.nın 34 ve 320. maddelerine aykırı olarak lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkında 765 sayılı TCK.nın lehe kabul edilerek temel ceza belirlendiği halde hak yoksunluğu uygulaması sırasında 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesine aykırı olarak 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesi uygulanmak suretiyle karma uygulama yapılması,
Suç niteliğine etkisi bakımından mağdurenin incelenen nüfus kaydına göre 25.04.1989 olarak gözüken doğum tarihinin nüfusa 20.03.1996 tarihinde tescil
../..
-2-
edildiği ve getirtilen mernis doğum tutanağına göre de hastanede doğmadığı anlaşılmakla, yaş tespitine esas olacak kemik grafilerinin çektirilerek suç tarihinde kaç yaşında olduğu hususunda tam teşekküllü bir sağlık kurulundan raporunun aldırılması, gerektiğinde Adli Tıp Kurumundan da görüş sorularak gerçek yaşının bilimsel biçimde saptanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 02.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
…