Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/22441 E. 2013/13926 K. 25.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22441
KARAR NO : 2013/13926
KARAR TARİHİ : 25.12.2013

Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …’un ve şantaj suçundan sanık …’in yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetlerine dair … Çocuk Mahkemesinden verilen 08.12.2009 gün ve 2009/72 Esas, 2009/1171 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … yönünden TCK.nın 31/2. maddesine göre, 12-15 yaş grubunda bulunan çocuk sanığın cezai sorumluluğunun olabilmesi için işlediği, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunması gerektiği, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesine göre anlama ve yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisinin münhasıran mahkemeye ait olduğu, 35/1. maddesine göre mahkemenin çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren sosyal inceleme raporu tanzim ettirebileceği, bu raporun bağlayıcı olmadığı ancak mahkemenin takdirinde göz önünde bulundurulacağı, 35/3. maddesine göre de böyle bir sosyal inceleme yaptırılmaması halinde gerekçesinin kararda gösterileceğinin belirtildiği, suç tarihinde 14 yıl 8 aylık olan sanıkla ilgili 27.01.2009 tarihli … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından verilen raporda fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olduğu belirtilmesine karşın, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesine göre çocuk gelişim uzmanı tarafından 03.09.2009 tarihinde yapılan sosyal inceleme sonucunda düzenlenen raporda “Sanığın eylemde cinsel taciz niyetinin olmadığı, ortada bir yanlış anlaşılmanın olduğu, ayrıca anlatımlarında samimi olduğunun belirtilmesi karşısında, raporlar arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişkinin giderilmediği, 5395 sayılı Kanuna göre sorumluluk yeteneğini mahkemenin takdir etmesi esas olmakla birlikte ihtiyaç halinde istenecek ve değerlendirmede dikkate alınacak raporun sosyal inceleme raporu olduğu, dosyamızda alınmış bulunan sosyal inceleme raporunda ise çocuk sanığın sorumluluk yeteneğinin açıkça vurgulanmadığı, SİR (sosyal inceleme raporu) raporundaki tespite rağmen neden bu rapora itibar edilmediği, kendi yaşındaki mağdure ile öpüşmesi eyleminde şahsi fiilin hukuki anlam ve önemini ne şekilde kavradığı hususlarında herhangi bir gerekçe bulunmadığı ve bunun tartışılmadığı anlaşıldığından, mahkemece yerinde görülen psikiyatri uzmanı raporuna itibar gerekçelerinin tartışılması, tereddüt halinde daha ayrıntılı bir sosyal inceleme raporu alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği halde, eksik araştırma ile hükme varılması,
Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 gün ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu ve olayda da katılanın dosyaya yansıyan maddi bir zararının bulunmadığı, ayrıca kasıtlı suçtan sabıka kaydı bulunmayan ve duruşma tutanaklarına da olumsuz herhangi bir davranışları yansımayan sanıklar yönünden mahkemece varılan olumsuz kanaatin ne şekilde oluştuğu açıklanıp CMK.nın 231/6. maddesindeki hususlar tartışılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olup olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.