YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/8840
KARAR NO : 2012/3515
KARAR TARİHİ : 27.03.2012
Cinsel taciz suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 27.05.2008 gün ve 2008/33 Esas, 2008/128 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın 29.07.1990 doğumlu olup, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, 2 yıl öncesinden başlayıp 09.05.2007 tarihine kadar değişik zamanlarda işlediği zincirleme cinsel taciz eylemleri sırasında, 17 yaşı içerisinde bulunduğu anlaşılmasına göre, hakkında 5237 sayılı TCK.nın 31/2. maddesinin uygulanmasına ve işlediği suçun farik ve mümeyyizi olup olmadığı hususunda rapor aldırılmasına ilişkin tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, kurulan hükümde aynı Kanunun 43/1. maddesine göre artırım yapılmaması suretiyle eksik ceza tayini ise aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığının belirtilmesi, olayda da katılanın dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmadığının anlaşılması, ayrıca mahkemece yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığından sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği halde, çelişkili biçimde sanığın suç işlemeyeceği konusunda mahkemece olumlu kanaat oluştuğundan bahisle hakkında hükmedilen cezanın ertelenmesine karar verilerek hükmün karıştırılıp çelişkiye düşülmesi,
Suç tarihinde onsekiz yaşından küçük olan sanık hakkındaki 1 ay 20 günden ibaret kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK.nın 50/3. maddesi gereğince aynı maddenin 1. fıkrasında belirtilen tedbirlerden birine çevrilmesi gerekeceğinin düşünülmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.