Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2014/7992 E. 2014/13729 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7992
KARAR NO : 2014/13729
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun basit cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilerek dosya incelendi;
Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında, TCK.nın 51/1. maddesindeki erteleme sınırının 3 yıl olması karşısında, aynı maddede sayılan yasal koşullar değerlendirilip erteleme hususunda bir karar verilmesi gerekirken, hapis cezasının süresi itibarıyla ertelenmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Mahkemece kurulan hükme ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum.
Mağdure 02.04.2007 tarihli savcılık beyanında hakkındaki hükmü temyiz etmeyen abisi …’ın kendisine organ sokmak suretiyle istismarda bulunduğunu ve sanıkların kendisine yönelik eylemlerinden sonra organlarından sıvı geldiğini ifade etmesine karşın mahkemede organ sokma olmamış da olabilir ve sanıkların hiçbirinden sıvı gelmedi şeklinde çelişkili anlatımda bulunması, yine annesinin beyanı ile kendi beyanları arasında da çelişkiler olması, mağdure hakkında düzenlenen 02.04.2007 tarihli adli raporda da bakire olduğunun ve fiili livata bulgularının tespit edilememesi, sanıkların aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmediklerine yönelik ısrarlı savunmaları, olayın intikal zamanı ve tüm dosya içeriği karşısında, mağdurenin hiçbir delille desteklenmeyen soyut ve çelişkili beyanları dışında sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı düşüncesinde olduğumdan onamaya ve bozmaya ilişkin sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum.