Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5196 E. 2007/9599 K. 17.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5196
KARAR NO : 2007/9599
KARAR TARİHİ : 17.07.2007

Mahkemesi :Asliye Hukuk

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.11.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil, davalı-karşı davacı vekili tarafından verilen 15.2.2005 tarihli dilekçe ile de tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı … Ltd.Şti vekili ve duruşmasız olarak davacı-karşı davalı … vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 17.7.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-davacı vekili Av….. ile karşı taraftan davacı davalı vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, adına kayıtlı 4367 parsel numaralı taşınmaza bir takım yapılar yapmak suretiyle elatan davalının müdahalesinin önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Karşı davacı ise; davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde inşa edilen yapıların iyi niyetle inşa edildiğini, yapı değerlerinin arazi değerinden fazla olduğunu belirterek Türk Medeni Kanununun 724. maddesi gereğince davacı karşı davalı adına kayıtlı olan taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacı-karşı davalı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiş, davalı-karşı davacının istemi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir.
Hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 388. maddesi gereğince bir mahkeme kararının aşağıda belirtilen hususları içermesi gerekir;
1-Kararı veren mahkeme ile Hakim veya Hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,
2-Tarafların ve davayı katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,
3-İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, red ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep,
4-Hüküm sonucu ile varsa kanun yolları,
5-Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzaları,
Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HUMK’nun 388. maddesinde bir kararın kapsaması gereken hususlar belirtildikten sonra 389. madde ile de, kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle Mahkemece, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terdikli olarak hüküm kurulmamalıdır.
Dava, açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmalı, hüküm fıkrasında asıl talep ile yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Bunların yanında hakim istisnalar dışında davacının talebi ile bağlı olup, bu talepten fazlasına hüküm veremez. (HUMK’nun 74. maddesi)
Davalı-karşı davacının Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak açmış olduğu tapu iptali ve tescil davası hakkında yerel mahkemece hüküm kurulmamış olduğundan içeriği az yukarıda açıklanan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389. maddeleri gereğince kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 500.00’er YTL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 17.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.