Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/12991 E. 2008/13957 K. 14.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12991
KARAR NO : 2008/13957
KARAR TARİHİ : 14.11.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.01.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, krokide kırmızı ile işaretlenen ve 91.21 m2 yüzölçümünde olan 1579 parsel aleyhine, davacının 1580 parseli yararına geçit hakkı tesis edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Davacı parselinin, mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu, düzenlenen krokiden görülmektedir.
Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta;
Geçit yüklenen davalının maliki olduğu 1579 parsel 328 m2 yüzölçümündedir. Davalı, taşınmazı “ev” olarak kullanmaktadır. Evin zorunlu kullanım alanı da bulunması gerektiğinden 91.21 m2 yüzölçümünde geçit kurulmasının 1579 parselin ekonomik kullanımını bozacağı çok açıktır. Dava dışı 965 parsel sayılı taşınmaz ise 2348 m2’dir. Bilirkişiler, 2.alternatif olarak krokide yeşille taralı geçit yerinin bulunduğunu, ancak buradan geçit kurulması halinde davacının bazı ek külfetlere katlanması gerektiğini belirterek mahkemeye krokide kırmızı ile taralı 1.alternatifin uygun geçit yeri olacağını önermişlerdir. Ne var ki, yukarıda açıklandığı üzere geçit davalarında dava konusu üzerinde davacının tam bir tercih hakkı bulunmamaktadır. Bu davalarda mahkeme geniş takdir yetkisini kullanarak uygun geçit alternatifini fedakarlığın denkleştirilmesi kuralları doğrultusunda kendisi bulmalı, bir tarafa geçit imkanı sağlanırken diğer tarafı ağır sonuçlar meydana getirecek şekilde zararlandırmamalıdır. Kısaca söylemek gerekirse, mahkemenin geçit alternatifini 2 numaralı yerden araması gerekir.
Bütün bu saptamalardan sonra yapılması gereken …, davacıya 965 parsel maliki aleyhine dava açmak üzere uygun onay vermek, açılırsa dava dosyasını eldeki dava ile birleştirmek ve geçit yerini 2 numaralı alternatifte aramak olmalıdır.
Değinilen yönler gözetilmeksizin istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.11.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.