Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/13202 E. 2009/14426 K. 21.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13202
KARAR NO : 2009/14426
KARAR TARİHİ : 21.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.08.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacının daha önce davalıların miras bırakanları aleyhine aynı nedene dayalı olarak dava açtığı, mahkemece ölü kişi aleyhine dava açılamayacağından bahisle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Gerçekten, 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmıştır. Anılan İçtihadı birleştirme kararına göre vaat borçlusu ölmüşse ferağa icbar suretiyle tescil davasının doğrudan vaat borçlusunun mirasçıları hasım gösterilmek suretiyle açılması gerekir. Daha evvel açılan dava usule ilişkin bir nedenle reddedildiğinden eldeki dava bakımından kesin hüküm sayılmaz. Bu tür davalar sonradan satış vaadi borçlularının mirasçıları doğrudan hasım gösterilerek açılabilir. Kısaca, önceki davanın usule ilişkin bir sebeple reddedilmesi eldeki davanın dinlenmesine engel değildir.
Kaldı ki, HUMK.nun 388. maddesi uyarınca her türlü mahkeme kararının gerekçeli yazılması zorunludur. Aynı kural T.C. Anayasanın 141,III. maddesinde de vurgulanmıştır. Mahkemenin açık-seçik bir gerekçe göstermeden davayı reddetmiş olması yukarıda sözü edilen yasa ve Anayasa hükmüne de uygun düşmemiştir.
Çekişmenin esası hakkında bir hüküm kurulmak üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 21.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.